30 Kasım 2015 Pazartesi

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

HÜD SÜRESİ AYET 16
أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُواْ فِيهَا وَبَاطِلٌ مَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
Ulâikellezîne leyse lehum fil âhırati illân nâr(nâru) ve habita mâ sanaû fîhâ ve bâtılun mâ kânû ya'melûn(ya'melûne).
17
أَفَمَن كَانَ عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِّنْهُ وَمِن قَبْلِهِ كِتَابُ مُوسَى إَمَامًا وَرَحْمَةً أُوْلَئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمَن يَكْفُرْ بِهِ مِنَ الأَحْزَابِ فَالنَّارُ مَوْعِدُهُ فَلاَ تَكُ فِي مِرْيَةٍ مِّنْهُ إِنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يُؤْمِنُونَ
E fe men kâne alâ beyyinetin min rabbihî ve yetlûhu şâhidun minhu ve min kablihî kitâbu mûsâ imâmen ve rahmeh(rahmeten), ulâike yu'minûne bihî, ve men yekfur bihî minel ahzâbi fen nâru mev'ıduhu, fe lâ teku fî miryetin minhu innehul hakku min rabbike ve lâkinne ekseran nâsi lâ yu'minûn(yu'minûne).
18
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أُوْلَئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَى رَبِّهِمْ وَيَقُولُ الأَشْهَادُ هَؤُلاء الَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى رَبِّهِمْ أَلاَ لَعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ
Ve men azlemu mimmenifterâ alâllâhi kezibâ(keziben), ulâike yu'radûne alâ rabbihim ve yekûlul eşhâdu hâulâillezîne kezebû alâ rabbihim, e lâ lâ'netullâhi alâz zâlimîn(zâlimîne).
19
الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِالآخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَ
Ellezîne yasuddûne an sebîlillâhi ve yebgûnehâ ivecâ(ivecen), ve hum bil âhırati hum kâfirûn(kâfirûne).
20
أُولَئِكَ لَمْ يَكُونُواْ مُعْجِزِينَ فِي الأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُ مَا كَانُواْ يَسْتَطِيعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُواْ يُبْصِرُونَ
Ulâike lem yekûnû mu'cizîne fîl ardı ve mâ kâne lehum min dûnillâhi min evliyâe, yudâafu lehumul azâb(azâbu), mâ kânû yestetîûnes sem’a ve mâ kânû yubsirûn(yubsirûne).
HÜD SÜRESİ AYET 16
ANCAK onlar ahirette ateşten başka bir şeyleri olmaz orada işledikleri bütün iylikler yok olup  gitmiştir bütün yaptıkları boştur
 
17
rabbinden bir delil üzere bulunan aynı zamanda onu onun katından bir şahidin cebrayilin izledigi kendisinden önce önder ve rahmet olarak musa nın kitabı olan kimse ( hiç onlara benzer mi) işte bunlar ona inanırlar guruplardan kim onu inkar ederse ateş onun varacagı yerdir sakın bundan şüpheye düşme çünkü bu rabbinden gelen haktır fakat insanlar çogu imana gelmezler
18
ALLAH a yalan isnad edenden daha zalim kim ola bilir bunlar rabblerine arz edilecekler şahitlerde şöyle diyeceklerdir işte bunlar rablerinin adına yalan söyleyenlerdir haberiniz olsun ki ALLAH ın laneti zalimlerin üzerinedir
19
onlar ALLAH ın yolundan alıkoyarlar onu egip bükmek isterler onlar aynı zamanda ahireti inkar edenlerdir
20
bunlar yer yüzünde aciz bırakacak degillerdir kendilerini  ALLAH tan kurtaracak bir koruyucularda yoktur onlara kat kat azap edilecektir onlar ne işitebiliyorlar ne de görebiliyorlar
 
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

HÜD SÜRESİ AYET 11
إِلاَّ الَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ
İllâllezîne saberû ve amilûs sâlihât(sâlihâti), ûlâike lehum magfiratun ve ecrun kebîr(kebîrun).
12
فَلَعَلَّكَ تَارِكٌ بَعْضَ مَا يُوحَى إِلَيْكَ وَضَآئِقٌ بِهِ صَدْرُكَ أَن يَقُولُواْ لَوْلاَ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَاء مَعَهُ مَلَكٌ إِنَّمَا أَنتَ نَذِيرٌ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ
Fe lealleke târikun ba'da mâ yûhâ ileyke ve dâikun bihî sadruke en yekûlû lev lâ unzile aleyhi kenzun ev câe meahu melek(melekun), innemâ ente nezîr(nezîrun), vallâhu alâ kulli şey'in vekîl(vekîlun).
13
أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ فَأْتُواْ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُواْ مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللّهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Em yekûlûnefterâhu, kul fe'tû bi aşri suverin mislihî mufterayâtin ved'û menisteta'tum min dûnillâhi in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
14
فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُواْ لَكُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّمَا أُنزِلِ بِعِلْمِ اللّهِ وَأَن لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
Fe illem yestecîbû lekum fa'lemû ennemâ unzile bi ilmillâhi ve en lâ ilâhe huve, fe hel entum muslimûn(muslimûne).
15
مَن كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ
Men kâne yurîdul hayâted dunyâ ve zînetehâ nuveffi ileyhim a'mâlehum fîhâ ve hum fîhâ lâ yubhasûn(yubhasûne).
HÜD SÜRESİ AYET 11
ANCAK her iki halde sabredip salih ameller işleyenler başka onlar böyle degildir işte onlar için bir bagışlanma ve büyük bir ecir vardır
12
şimdi muhtemelen sen ona bir hazine indirilirse veya beraberinde bir melek gelse ya diyorlar diye gögsün daralarak sana vahiy olunanı bu nedenle terk edecek olursun ( şunu bilki ) sen yanlızca bir uyarıcısın ALLAH her şeye vekildir
13
yoksa onu kendi uydurdu mu diyorlar de ki haydi onun gibi uydurma on süre getirin ALLAH tan başka gücünüz yettiginide çagırın eger dogrusöylüyorsanız bunu yaparsınız
14
yok eger size cevap vermedilerse artık onun ancak ALLAH ın ilmiyle indirilmiş oldugunu ondan başka tanrının olmadıgını bilin nasıl artık teslim olup  müslüman oluyorsunuz degil mi
15
kim degersiz dünya hayatını ve onun süsünü isterse biz onlara amellerinin karşlıgını dünyada tamamen öderiz bu konuda kendilerine densizlik yapılmaz
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

hüd süresi ayet 6
وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ
Ve mâ min dâbbetin fîl ardı illâ alâllâhi rızkuhâ ve ya'lemu mustekarrahâ ve mustevdeahâ, kullun fî kitâbin mubîn(mubînin).
7
 
وَهُوَ الَّذِي خَلَق السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاء لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلاً وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِن بَعْدِ الْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِنْ هَذَا إِلاَّ سِحْرٌ مُّبِينٌ
Ve huvellezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin ve kâne arşuhu alâl mâi li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ(amelen), ve le in kulte innekum meb’ûsûne min ba’dil mevti le yekûlennellezîne keferû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
8
وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ إِلَى أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُ أَلاَ يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ
Ve le in ahharnâ anhumul azâbe ilâ ummetin ma'dûdetin le yekûlunne mâ yahbisuhu, e lâ yevme ye'tîhim leyse masrûfen anhum ve hâka bi him mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
9
وَلَئِنْ أَذَقْنَا الإِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَاهَا مِنْهُ إِنَّهُ لَيَئُوسٌ كَفُورٌ
Ve le in ezaknâl insâne minnâ rahmeten summe neza'nâhâ minhu, innehu le yeûsun kefûr(kefûrun).
10
وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ نَعْمَاء بَعْدَ ضَرَّاء مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّئَاتُ عَنِّي إِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌ
Ve le in ezaknâhu na'mâe ba'de darrâe messethu le yekûlenne zehebes seyyiâtu annî, innehu le ferihun fahûr(fahûrun).
hüd süresi ayet 6
yer yüzünde rızık ALLAH a ait olmayan hiçbir hayvan yok tur o onun yaşadıgı yeride emanet oldugu yeri de bilir her şey apaçık bir kitaptır
7
o gökleri ve yeri altı günde yaratandır onun tahtı suyun üstündedir hanginiz daha güzel amel yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için ( yaratmıştır ) böyleyken eger sen siz öldükten sonra diriltileceksiniz dersen inkar edenler mutlaka şöyle derler  bu apaçık bir aldatmacadan başka bir şey degildir
8
eger ilerideki belirli bir süreye kadar kendilerinden azabı geciktirirsek o zaman da onu ( azap etmekten) ne alıkoyuyor derler haberiniz olsun onun onlara gelecegi gün kendilerinden çevrilecek degildir o alaya aldıkları şeyonları sarıverecektir
9
eger insan tarafından bir rahmet tattırır sonra da onu ondan alıverirsek şüphesiz o çok ümitsiz çok nankör olur
10
eger ona başına gelen sıkıntıdan  sonra bir mutluluk tattırırsak elbette benden bütün kötülükler uzaklaşıp gitti der  şüphesiz o sevinir övünür
 

27 Kasım 2015 Cuma

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu
HÜD SÜRESİ AYET 1
الَر كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ
Elif lâm râ kitâbun uhkimet âyâtuhu summe fussılet min ledun hakîmin habîr(habîrin).
2
أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ اللّهَ إِنَّنِي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ
Ellâ ta’budû illâllâh(illâllâhe), innenî lekum minhu nezîrun ve beşîr(beşîrun).
3
وَأَنِ اسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَاعًا حَسَنًا إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِي فَضْلٍ فَضْلَهُ وَإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنِّيَ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ
Ve enistagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi yumetti’kum metâan hasenen ilâ ecelin musemmen ve yu’ti kulle zî fadlin fadlehu, ve in tevellev fe innî ehâfu aleykum azâbe yevmin kebîr(kebîrin).
4
إِلَى اللّهِ مَرْجِعُكُمْ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
İlâllâhi merciukum, ve huve alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
5
أَلا إِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُواْ مِنْهُ أَلا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
E lâ innehum yesnûne sudûrahum li yestahfû minhu, e lâ hîne yestagşûne siyâbehum ya'lemu mâ yusirrûne ve mâ yu'linûn(yu'linûne), innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
HÜD SÜRESİ AYET 1
ELİF LAM RA bu işi saglam yapan ve yaptıgında hikmet bulunan her şeyden haberdar olan ALLAH ın katından gelen ayetler saglamlaştırılmış sonra da açıklanmış olan kitaptır
2
ALLAH tan başkasına kulolmayın şüphesiz ben onun tarafından size gönderilen uyarıcı ve müjdeciyim
3
rabbinizden bagışlanma dileyin sonra ona tövbe edinki sizi belirlibirsüreye kadar güzelbir şekilde yaşatsın herihsan ve ikram sahibine ihsan ve ikramını versin eger yüz çevirirseniz haberiniz olsunki ben size büyük günün azabının gelmesinden korkarım
4
hepinizin dönüşü ALLAH adır o her şeye gücü yetendir
5
bak onlar gizlenmek için gögüslerini büküyorlar haberiniz olsun onlar örtülerine bürünürlerken o onların neyi gizlediklerini neyi açıkca yaptıklarını bilir şüphesiz o gögüslerde olanları bilendir
 

26 Kasım 2015 Perşembe

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

yünus süresi ayet101

لِ انظُرُواْ مَاذَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَا تُغْنِي الآيَاتُ وَالنُّذُرُ عَن قَوْمٍ لاَّ يُؤْمِنُونَ
Kulinzurû mâzâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve mâ tugnîl âyâtu ven nuzuru an kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
102
فَهَلْ يَنتَظِرُونَ إِلاَّ مِثْلَ أَيَّامِ الَّذِينَ خَلَوْاْ مِن قَبْلِهِمْ قُلْ فَانتَظِرُواْ إِنِّي مَعَكُم مِّنَ الْمُنتَظِرِينَ
Fe hel yentezırûne illâ misle eyyâmillezîne halev min kablihim, kul fentezırû innî meakum minel muntezirîn(muntezirîne).
103
ثُمَّ نُنَجِّي رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُواْ كَذَلِكَ حَقًّا عَلَيْنَا نُنجِ الْمُؤْمِنِينَ
Summe nuneccî rusulenâ vellezîne âmenû kezâlike, hakkan aleynâ nuncil mu’minîn(mu’minîne).
104
قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِن كُنتُمْ فِي شَكٍّ مِّن دِينِي فَلاَ أَعْبُدُ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللّهِ وَلَكِنْ أَعْبُدُ اللّهَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُمْ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Kul yâ eyyuhân nâsu in kuntum fî şekkin min dînî,fe lâ a’budullezîne ta’budûne min dûnillâhi, ve lâkin a’budullâhellezî yeteveffâkum, ve umirtu en ekûne minel mu’minîn(mu’minîne).
105
وَأَنْ أَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا وَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Ve en ekim vecheke lid dîni hanîfâ, ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne).
106
وَلاَ تَدْعُ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَنفَعُكَ وَلاَ يَضُرُّكَ فَإِن فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِّنَ الظَّالِمِينَ
Ve lâ ted’u min dûnillâhi mâ lâ yenfeuke ve lâ yadurruke, fe in fealte fe inneke izen minez zâlimîn(zâlimîne).
107
وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلاَ رَآدَّ لِفَضْلِهِ يُصَيبُ بِهِ مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Ve in yemseskallâhu bidurrin fe lâ kâşife lehu illâ huve, ve in yuridke bi hayrin fe lâ râdde li fadlihi, yusîbu bihî men yeşâu min ibâdihi, ve huvel gafûrur rahîm(rahîmu).
108
قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءكُمُ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنِ اهْتَدَى فَإِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَا أَنَاْ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ
Kul yâ eyyuhân nâsu kad câekumul hakku min rabbikum, fe men ihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihi, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve mâ ene aleykum bi vekîl(vekîlin).
109
وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ وَاصْبِرْ حَتَّىَ يَحْكُمَ اللّهُ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ
Vettebi’ mâ yûhâ ileyke vasbir hattâ yahkumallâhu, ve huve hayrul hâkimîn(hâkimîne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 101
DE ki göklerde ve yerde ne var bir bakın o deliller o uyarılar iman etmeyecek bir topluluga fayda vermez
102
onlar sadece kendilerinden önce geçenlerin günleri gibi bir günü beklerler de ki bekleyin ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim
103
sonra rasullerimizi ve iman edenleri kurtarırız biz böyle üzerimize düşen hak olarak müminleri kurtarırız
104
de ki ey insanlar eger benim dinimden şüphe ediyorsanız haberiniz olsun ki ben sizin ALLAH ın dışında taptıklarınıza tapmam ancak ben sizin canınızı alacak olan ALLAH a kulluk ederim ben müminlerden olmakla emrolundum
105
sadece hakka yönelen hanif  olarak yüzünü dine çevir asla müşriklerden olma
106
ALLAH ın dışında kendi kendine sana ne yararne de zarar verebilecek şeyler yalvarıp yakarma eger böyle yaparsan sen mutlaka o zaman kendine zulmedenlerden olursun
107
eger ALLAH sana bir keder ve sıkıntı verecek olursa onu ondan başka kaldıracak olan yoktur eger eger o sana bir iyilgin gelmesini istemişseo zaman da onun ihsan ve ikramınıengelleyecek hiç kimse yoktur o onun kullarından diledigine bahşeder o çok bagışlayan çok acıyandır
 
108
de ki ey insanlar işte size rabbinizden gerçek geldi artık hidayeti kabul eden sadece kendi nefsi için kabul etmiş olur dogruyoldan sapan da sadece kendi aleyhine sapmış olur ben size vekil degilim
109
sana ne vahi ediliyorsa ona uy ALLAH hüküm verinceye kadar sabret o hüküm verenlerin en iyisidir
 

23 Kasım 2015 Pazartesi

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

YÜNUS SÜRESİ AYET 96
إِنَّ الَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ
İnnellezîne hakkat aleyhim kelimetu rabbike lâ yu’minûn(yu’minûne).
97
وَلَوْ جَاءتْهُمْ كُلُّ آيَةٍ حَتَّى يَرَوُاْ الْعَذَابَ الأَلِيمَ
Ve lev câethum kullu âyetin hattâ yeravûl azâbel elîm(elîme).
98
فَلَوْلاَ كَانَتْ قَرْيَةٌ آمَنَتْ فَنَفَعَهَا إِيمَانُهَا إِلاَّ قَوْمَ يُونُسَ لَمَّآ آمَنُواْ كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الخِزْيِ فِي الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَى حِينٍ
Fe lev lâ kânet karyetun âmenet fe nefeahâ îmânuhâ, illâ kavme yûnus(yûnuse), lemmâ âmenû keşefnâ anhum azâbel hızyi fîl hayâtid dunyâ ve metta’nâhum ilâ hîn(hînin).
99
وَلَوْ شَاء رَبُّكَ لآمَنَ مَن فِي الأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا أَفَأَنتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتَّى يَكُونُواْ مُؤْمِنِينَ
Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn(mu’minîne).
100
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ
Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 96-97
RABBİNİN hükmü aleyhlerinde kesinleşenler kendilerine bütün mucizelergelmiş olsa bile onlar o acı veren azabı görünceye kadar imana gelmezler
98
ozaman iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir memleket olsaydı ancak yunus un halkı iman ettigi zaman degersiz dünya hayatında rezillik azabın onlardan kaldırmış olanlar belirli bir zamana kadar faydalandırılmıştır
99
eger rabbin dileseydi yeryüzünde kim varsa hepsi topyekün iman ederdi o halde insanlar mümin olsunlar diye sen mi zorluyacaksın
100
ALLAH ın izni olmadıkca hiç kimse iman edemez o akıllarını güzelce kullanmayanları pislik içinde bırakır
 

22 Kasım 2015 Pazar

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

yünus süresi ayet 91
آلآنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ الْمُفْسِدِينَ
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn(mufsidîne).
92
فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ آيَةً وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ النَّاسِ عَنْ آيَاتِنَا لَغَافِلُونَ
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn(gâfilûne).
93
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ مُبَوَّأَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ فَمَا اخْتَلَفُواْ حَتَّى جَاءهُمُ الْعِلْمُ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet tayyibât(tayyibâti), fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
94
فَإِن كُنتَ فِي شَكٍّ مِّمَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ فَاسْأَلِ الَّذِينَ يَقْرَؤُونَ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكَ لَقَدْ جَاءكَ الْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ
Fe in kunte fî şekkin mimmâ enzelnâ ileyke fes’elillezîne yakraûnel kitâbe min kablike, lekad câekel hakku min rabbike fe lâ tekûnenne minel mumterîn(mumterîne).
95
وَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِ اللّهِ فَتَكُونَ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Ve lâ tekûnenne minellezîne kezzebû bi âyâtillâhi fe tekûne minel hâsirîn(hâsirîne).
yünus süresi ayet 91
( ona şöyle denir) şimdi öyle mi halbuki daha önce isyan edip karşı çıkmıştın bozgunculardan biriydi
92
bugün biz senin bedenini senden  sonrakilere bir ibret olsun diye kurtaracagız insanların bir çogu ayetlerimizden habersizdirler
93
israil ogullarını gerçekten güzel bir yurda yerleştirdik onları güzelnimetlerle rızıklandırdık görüş ayrılıgına düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu şüphesiz rabbin kıyamet günügörüş ayrılıgına düştükleri konularda aralarında hükmünü verecektir
94
şimdi sana indirdigimiz şeylerde şüphe edecek olursan senden önce kitap okuyanlara sor yemin olsun ki sana rabbinden gerçek geldi sakın şüpheye düşenlerden olma
95
sakın ALLAH ın ayetlerini yalanlayanlardan olma yoksa hüsrana düşenlerden olursun