16 Kasım 2015 Pazartesi

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

YÜNUS SÜRESİ AYET 31
قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاء وَالأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ السَّمْعَ والأَبْصَارَ وَمَن يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَن يُدَبِّرُ الأَمْرَ فَسَيَقُولُونَ اللّهُ فَقُلْ أَفَلاَ تَتَّقُونَ
Kul men yerzukukum mines semâi vel ardı em men yemlikus sem'a vel ebsâre ve men yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve men yudebbirul emre, fe se yekûlûnallâh(yekûlûnallâhu), fe kul e fe lâ tettekûn(tettekûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 32
فَذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّ فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ الضَّلاَلُ فَأَنَّى تُصْرَفُونَ
Fe zâlikumullâhu rabbukumul hakk(hakku), fe mâzâ ba'del hakkı illâd dalâl(dalâlu), fe ennâ tusrafûn(tusrafûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 33
كَذَلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذِينَ فَسَقُواْ أَنَّهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
Kezâlike hakkat kelimetu rabbike alâllezîne fesekû ennehum lâ yu’minûn(yu’minûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 34
قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ قُلِ اللّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ
Kul hel min şurakâikum men yebdeul halka summe yuîduhu, kulillâhu yebdeul halka summe yuîduhu fe ennâ tu'fekûn(tu'fekûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 35
قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ قُلِ اللّهُ يَهْدِي لِلْحَقِّ أَفَمَن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لاَّ يَهِدِّيَ إِلاَّ أَن يُهْدَى فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Kul hel min şurakâikum men yehdî ilâl hakk, kulillâhu yehdî lil hakk(hakkı), e fe men yehdî ilâl hakkı ehakku en yuttebea em men lâ yehiddî illâ en yuhdâ, fe mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 31
DE ki size gökyüzünden ve yer yüzünden kim rızık veriyor peki kulaklara gözlere sahip olan kimdir ölüden diriyi çıkaran diriden ölüyü çıkaran kimdir bu işleri yöneten kimdir (bütün bunları yapan elbette ) ALLAH tır diyecekler de ki o halde sakınmaz mısınız
32
işte bu özelikleri olan ALLAH sizin gerçek rabbinizdir hakkın dışında sapıklıktan başka ne var nasıl da çevriliyorsunuz
33
hak yoldan tamamen çıkanlara rabbinin hükmü şöyle gerçekleşir artık onlar iman etmezler
34
de ki sizin ortaklarınızdan  yaratmayı ilkin yapacak sonra onu tekrar edecek olan var mı de ki ALLAH yaratmayı ilkin yapar sonra onu tekirar eder  artık nasıl saptırılırsınız
35
de ki sizin ortaklarınızdan dogruya ulaştıran var mı de ki ALLAH dogruya ulaştırır o halde dogruya ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır  yoksa dogruya ulaştırılmadıkca kendisi ulaşmayan mı ne oluyor size nasıl hüküm veriyorsunuz
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

YÜNUS SÜRESİ AYET 26
لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ وَلاَ يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلاَ ذِلَّةٌ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdetun, ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilletun, ulâike ashâbul cenneti, hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 27
 
وَالَّذِينَ كَسَبُواْ السَّيِّئَاتِ جَزَاء سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ مَّا لَهُم مِّنَ اللّهِ مِنْ عَاصِمٍ كَأَنَّمَا أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ اللَّيْلِ مُظْلِمًا أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Vellezîne kesebûs seyyiâti cezâu seyyietin bi mislihâ ve terhekuhum zilletun, mâ lehum minallâhi min âsimin, ke ennemâ ugsîyet vucûhuhum kıtaan minel leyli muzlimâ(muzlimen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
YÜNUS SÜRESİAYET 28
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُواْ مَكَانَكُمْ أَنتُمْ وَشُرَكَآؤُكُمْ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمْ إِيَّانَا تَعْبُدُونَ
Ve yevme nahşuruhum cemîan summe nekûlu lillezîne eşrakû mekânekum entum ve şurakâukum, fe zeyyelnâ beynehum, ve kâle şurakâuhum mâ kuntum iyyânâ ta'budûn(ta'budûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 29
فَكَفَى بِاللّهِ شَهِيدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ إِن كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِلِينَ
Fe kefâ billâhi şehîden beynenâ ve beynekum in kunnâ an ibâdetikum le gâfilîn(gâfilîne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 30
هُنَالِكَ تَبْلُو كُلُّ نَفْسٍ مَّا أَسْلَفَتْ وَرُدُّواْ إِلَى اللّهِ مَوْلاَهُمُ الْحَقِّ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَفْتَرُونَ
Hunâlike teblû kullu nefsin mâ eslefet ve ruddû ilâllâhi mevlâhumul hakkı ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne
YÜNUS SÜRESİ AYET 26
güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır onların yüzlerine ne bir kararlık ne de aşagılanma bulaşır onlar cennetliktirler onlar hep orada kalacaklardır
27
kötülüklere kazananlara ise yaptıkları kötülügün  cezası misli kendisi kadardır onları aşagılanma kaplar onları ALLAH ın azabından kurtaracak kimse de yoktur onların yüzleri sanki gece parçalarından  kapkaranlık bir şekilde kaplanmıştır  onlar cehennemliktirler onlar hep orada kalacaklardır
28-29
o gün onların hepsini bir araya toplayacagız sonra  ALLAH a ortak koşanlara  siz ve ortak koştuklarınız  yerlerinize diyecek olanların aralarını ayıracagız o ortak koştuklşarı siz bize tapmıyordunuz sizinle bizim aramızda şahit olarak  ALLAH yeter sizin bize yaptıgınız ibadetten  bizim asla haberimiz yoktur derler
30
işte burada her nefis geçmişte yaptıgını deneyecek hepsi gerçek sahipleri olan  ALLAH a döndürülecekdir  uydurdukları şeyler kendilerinden uzaklaşıp gideceklerdir
 
 
 
 

2 Kasım 2015 Pazartesi

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

yünus süresi ayet 21
وَقَالَ الَّذِي اشْتَرَاهُ مِن مِّصْرَ لاِمْرَأَتِهِ أَكْرِمِي مَثْوَاهُ عَسَى أَن يَنفَعَنَا أَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَكَذَلِكَ مَكَّنِّا لِيُوسُفَ فِي الأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُ مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ وَاللّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ
Ve kâlellezîşterâhu min mısra limraetihî ekrimî mesvâhu asâ en yenfeanâ ev nettehizehu veledâ(veleden), ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ardı ve li nuallimehu min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun(ya’lemune).
yünus süresi ayet 22
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Ve lemmâ belega eşuddehû âteynâhu hukmen ve ilmâ(ilmen), ve kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne)."
yünus süresi ayet 23
وَرَاوَدَتْهُ الَّتِي هُوَ فِي بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِ وَغَلَّقَتِ الأَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ اللّهِ إِنَّهُ رَبِّي أَحْسَنَ مَثْوَايَ إِنَّهُ لاَ يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ
Ve râvedethulletî huve fî beytihâ an nefsihî ve gallekatil ebvâbe ve kâlet heyte leke, kâle maâzallâhi innehu rabbî ahsene mesvây(mesvâye), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).
yünus süresi ayet 24
وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلا أَن رَّأَى بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاء إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ
Ve lekad hemmet bihî ve hemme bihâ, lev lâ en raâ burhâne rabbihi, kezâlike li nasrife anhus sûe vel fahşâe, innehu min ibâdinâl muhlesîn(muhlesîne).
yünus süresi ayet 25
وَاسُتَبَقَا الْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَى الْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَاء مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوَءًا إِلاَّ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Vestebekâl bâbe ve kaddet kamîsahu min duburin ve elfeyâ seyyidehâ ledâl bâb(bâbi), kâlet mâ cezâu men erâde bi ehlike sûen illâ en yuscene ev azâbun elîm(elîmun).
yünus süresi ayet 21
insanlara kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırdıgımız zaman mucizelerimiz hakkında derhal kötühileleri vardır  de ki ALLAH ın hileye karşılık vermesi daha hızlıdır şüphesiz elçilerimiz yaptıgınız hileleri kaydetmektedirler
yünus süresi ayet 22
o sizin denizde ve karada hatta içinde bulundugunuz gemilerde gezdirendir gemiler içindekileri hoş bir rüzgarla götürür gezdirir onlarda bununla sevinirler  tam o sırada ona  şiddetli bir fırtına gelir çatar onlara her tarafdan dalga gelir tamamen kuşatıldıklarını işlerinin bittigini zannederler işte o zaman dini ALLAH a özgü kılarak ona yalvarıp yakarırlar söz olsun eger bizi burdan çıkarırsan kesinlikle sana şükreden kullardan olacagız
yünus süresi ayet 23
onlar kurtarıldıgında yeryüzünde haksızlıkla azgınlıga başlarlar ey insanlar sizin  azgınlıgınız sadece sizdedir bu degersiz dünya hayatının zevkini biraz  sürersiniz sonra döner bize gelirsiniz biz size bütün yaptıklarınızı haber veririz
yünus süresi ayet 24
o degersiz dünya hayatının hali sırf bizim kendisini gökyüzünden indirdigimiz bir suya benzer derken onunla insanların ve hayvanların yrdigi yeryüzünün bitgileri birbirine karışır sonunda yeryüzü bütün ziyniyetini takınıp süslendigi sahiplerinin kendilerinin ona egemen olduklarını zannetdikleri sırada geceleyin veya gündüzleyin ona bizim emrimiz geliverir bir anda onu öyle bir biçeriz ki orası sanki dün hiç şenlik yokmuş gibi olur işte düşünecek bir topluluk için ayetleri böylece açıklamaktayız
yünus süresi ayet 25
ALLAH selam barış yurduna çagırmaktadır o diledigini dogru yola ulaştırır
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

yünus süresi ayet 16
وَجَاؤُواْ أَبَاهُمْ عِشَاء يَبْكُونَ
Ve câû ebâhum işâen yebkûn(yebkûne).
 
yünus süresi ayet 17
قَالُواْ يَا أَبَانَا إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَاعِنَا فَأَكَلَهُ الذِّئْبُ وَمَا أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لِّنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقِينَ
Kâlû yâ ebânâ innâ zehebnâ nestebiku ve tereknâ yûsufe inde metâınâ fe ekelehuz zi’bu, ve mâ ente bi mu’minin lenâ ve lev kunnâ sâdikîn(sâdikîne).
yünus süresi ayet 18
وَجَآؤُوا عَلَى قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَاللّهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ
Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tasıfûn(tasıfûne).
yünus süresi ayet 19
وَجَاءتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُواْ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَى دَلْوَهُ قَالَ يَا بُشْرَى هَذَا غُلاَمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
Ve câet seyyâratun fe erselû vâridehum fe adlâ delvehu, kâle yâ buşrâ hâzâ gulâm(gulâmun), ve eserrûhu bidâaten, vallâhu alîmun bi mâ ya’melûn(ya’melûne).
yünus süresi ayet 20
وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍ بَخْسٍ دَرَاهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُواْ فِيهِ مِنَ الزَّاهِدِينَ
Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdetin, ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).
yünus süresi ayet 16
de ki ALLAH dileseydi  ben size onu okumazdım böylece size onu bildirmezdi ben sizin içinizde bundan önce bir ömür durdum artık bir kez olsun aklınıza başvurmaz mısınız
yünus süresi ayet 17
artık ALLAH a yalan isnad edenden veya onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir şüphe yok ki günahkarlar kurtuluşa ermezler
yünus süresi ayet 18
ALLAH ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de yarar vere bilecek şeyler tapıyorlar bunlar ALLAH katında bizim şefaatçilerimizdir diyorlar  de ki ALLAH göklerde ve yerde bilmedigi bir şeyi mi haber veriyorsunuz o onların yakıştırdıkları ortaklardan uzak yüksek çok yüksek
yünus süresi ayet 19
insanlar tek bir  milletti sonra görüş ayrılıgına düştüler rabbinin daha önceden geçmiş bir kararı olmasaydı aralarında görüş ayrılıgına düştükleri konularda hüküm verilirdi
yünus süresi ayet 20
bir de RABBİNDEN  ona bambaşka bir mucize indirilirse ya diyorlar de ki bilinmeyen görünmeyen alem ancak ALLAH a aittir bekleyin ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim
 

27 Ekim 2015 Salı

yünus süresi ayet 11
وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُم بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ فَنَذَرُ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
Ve lev yuaccilullâhu lin nâsiş şerresti’câlehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
yünus süresi ayet 12
وَإِذَا مَسَّ الإِنسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنبِهِ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَا إِلَى ضُرٍّ مَّسَّهُ كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
Ve izâ messel insâned durru deânâ li cenbihî ev kâiden ev kâimâ(kâimen), fe lemmâ keşefnâ anhu durrahu merre ke’en lem yed’unâ ilâ durrin messehu, kezâlike zuyyine lil musrifîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
yünus süresi ayet 13
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِن قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواْ وَجَاءتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُواْ لِيُؤْمِنُواْ كَذَلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ
Ve lekad ehleknâl kurûne min kablikum lemmâ zalemû ve câethum rusuluhum bil beyyinâti ve mâ kânû li yu’minû, kezâlike neczil kavmel mucrimîn(mucrimîne).
yünus süresi ayet 14
ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلاَئِفَ فِي الأَرْضِ مِن بَعْدِهِم لِنَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ
Summe cealnâkum halâife fîl ardı min ba’dihim li nanzura keyfe ta’melûn(ta’melûne).
yünus süresi ayet 15
وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا ائْتِ بِقُرْآنٍ غَيْرِ هَذَا أَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أُبَدِّلَهُ مِن تِلْقَاء نَفْسِي إِنْ أَتَّبِعُ إِلاَّ مَا يُوحَى إِلَيَّ إِنِّي أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّي عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâlellezîne lâ yercûne likâena'ti bi kur'ânin gayri hâzâ ev beddilhu, kul mâ yekûnu lî en ubeddilehû min tilkâi nefsî, in ettebiu illâ mâ yûhâ ileyye, innî ehâfu in asaytu rabbî azâbe yevmin azîm(azîmin).
yünus süresi ayet 11
eger ALLAH insanlara iyillik ve güzelligi hemen verdigi gibi kötülügü de hemen vermiş olsaydı süreleri onlara çabukca bitiriliverilirdi
bize kavuşmayı arzu etmeyenleri azgınlıklarının içinde bırakırız  da şaşkın bakınıp dururlar
yünus süresi ayet 12
insana sıkıntı dokundu mu gerek yan yatarken bize yalvarır durur ondan sıkıntısını  kaldırdıgımız zaman sanki kendine dokunan bir sıkıntı için bize yalvarmamış gibi geçip gider işte aşırı gidenlere yaptıkları bu şekilde süslenmektedir
yünus süresi ayet 13
yemin olsun ki sizden önceki memleketleri yaptıkları zulümden dolayı helak etik kendilerine peygamberleri mucizelerle gelmişler
ancak onlar iman etmemişlerdi işet biz günahkar toplulukları böyle cezalandırırız
yünus süresi ayet 14
sonra onların arkasından nasıl işler yapacagınıza bakmak için yeryüzünde sizi halifeler yaptık
yünus süresi ayet 15
ayetlerimizi kendilerine birer açık delil olarak okundugunda bize kavuşmayı arzu etmeyenler ya bundan başka bir kur an getir veya bunu degiştir dediler  de ki onu kendiligimden degiştiremem benim için mümkün degildir ben ancak bana vahiy edilene uyarım ben rabbime karşı çıkarsam başıma büyük günün azabının geleceginden korkarım
[​IMG]


YÜNUS SÜRESİ AYET 6
إِنَّ فِي اخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّهُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَّقُونَ
İnne fîhtilâfil leyli ven nehâri ve mâ halakallâhu fîs semâvâti vel ardı le âyâtin li kavmin yettekûn(yettekûne).
UÜNUS SÜRESİ AYET 7
إَنَّ الَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ لِقَاءنَا وَرَضُواْ بِالْحَياةِ الدُّنْيَا وَاطْمَأَنُّواْ بِهَا وَالَّذِينَ هُمْ عَنْ آيَاتِنَا غَافِلُونَ
İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
YÜNUS SÜRESİ AYETİ 8
أُوْلَئِكَ مَأْوَاهُمُ النُّارُ بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
YÜNUS SÜRESİ AYETİ 9
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُمْ بِإِيمَانِهِمْ تَجْرِي مِن تَحْتِهِمُ الأَنْهَارُ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ
İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti yehdîhim rabbuhum bi îmânihim, tecrî min tahtihimul enhâru fî cennâtin naîm(naîmi).
YÜNUS SÜRESİ AYETİ 10
دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلاَمٌ وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Da'vâhum fîhâ subhânekellâhumme ve tahiyyetuhum fîhâ selâm(selâmun), ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلاَمٌ وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Da'vâhum fîhâ subhânekellâhumme ve tahiyyetuhum fîhâ selâm(selâmun), ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلاَمٌ وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Da'vâhum fîhâ subhânekellâhumme ve tahiyyetuhum fîhâ selâm(selâmun), ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
yünus süresi ayet 6
 
ŞÜPHESİZ gece ile gündüzün birbiri ardınca degişip durmasında ALLAH ın göklerde ve yeryüzünde yarattıklarında korunacak bir topluluk için ( ALLAH ın varlıgı hakkında ) deliller  vardır
yünus süresi ayet 7
bize kavuşmayı arzu etmeyenler degersiz dünya hayatına razı olup onunla huzura erenler işte bunlar ayetlerimizden gafildirler
yünus süresi ayet 8
işte onların varacakları yer kazandıkları şeyler sebebiyle cehennemdir
yünus süresi ayet 9
iman edip güzel ameller işleyenleri rableri onları imanları sebebiyle hidayete erdirir onlar altlarından ırmaklar akan naim cennetlerindedir
yünus süresi ayet 10
orada dugaları sen her türlü eksiklikten uzaksın ey ALLAH ım orada selamlaşmaları da selam şeklindedir dualarının sonu da alemlerin rabbi olan  ALLAH a hamdolsun demektir
[​IMG]

tövbe süresi ayet son bulmuştur şimdi gelen ayet yunus süresidir 109 ayet tir

bunun 40 94 95 96 medinede diger ayetleri ise mekkede inmiştir  98 ayetinde haz yunusun kavminden bahsedildi için süreye bu ad verilmiştir mekke halkı kendi içlerinden bir adamın peygamber olabilecegine inanamıyorlar ve ALLAH  ebu talibin yetimi muhammeden başka bir peygamber bulamadı mı  diyorlardı hiç olmasa hatırı sayılır zengin ve makam sahibi  birisinin peygamber olmasını daha uygun görüyorlardı işte bunun üzerine bu süre inmiştir
  

yunus süresi ayet 1

الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ
Elif lâm râ, tilke âyâtul kitâbil hakîm(hakîmi).
yunus süresi ayet 2
أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَا إِلَى رَجُلٍ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذِينَ آمَنُواْ أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ قَالَ الْكَافِرُونَ إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ مُّبِينٌ
E kâne lin nâsi aceben en evhaynâ ilâ raculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun).
yunus süresi ayet 3
إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلاَّ مِن بَعْدِ إِذْنِهِ ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ
İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alâl arşi yudebbirul emr(emre), mâ min şefîin illâ min ba'di iznihî, zâlikumullâhu rabbukum fa'budûhu, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
yunus süresi ayet 4
إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّهِ حَقًّا إِنَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ
İleyhi merciukum cemîâ(cemîan), va'dallâhi hakkâ(hakkan), innehu yebdeul halka summe yuîduhu li yecziyellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti bil kıstı, vellezîne keferû lehum şerâbun min hamîmin ve azâbun elîmun bimâ kânû yekfurûn(yekfurûne).
yunus süresi ayet 5
هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاء وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُواْ عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ مَا خَلَقَ اللّهُ ذَلِكَ إِلاَّ بِالْحَقِّ يُفَصِّلُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Huvellezî cealeş şemse dıyâen vel kamere nûren ve kadderehu menâzile li ta'lemû adedes sinîne vel hisâb(hisâbe), mâ halakallâhu zâlike illâ bil hakk(hakkı), yufassılul âyâti li kavmin ya'lemûn(ya'lemûne).
 yunus süresi ayet 1
ELİF LAM RA bunlar saglam ve hikmet dolu kitabın ayetleridir
yünus süresi ayet 2
içlerinden bir adam insanları uyar müminlere de kendilerine rableri katında dogruluk makamı oldugunumüjdele diye vahiyde bulunmamız insanlar için çok acayip bir durum mudur  kafirler bu apaçık bir sihirbaz dediler
yünus süresi 3 şüphesiz sizin rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra egemenligini arşa kuran işleri evirip çeviren  ALLAH tır onun izninin dışında hiçbir şefaatçi yoktur işte bu özellikleri olan ALlah sizin rabbinizdir ona ibadet  edin artık düşünmez misiniz
yünus süresi ayet 4
hepinizin dönüşü onadır bu gerçekten ALLAH ın sözüdür çünkü o yaratmayı başlatır sonra onu iman edip iyi işler yapan kimselere adaletle karşılık vermek için tekrar eder kafirlere gelince ettikleri inkardan dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve acı veren bir azap vardır
yünus süresi ayet 5
o güneşi ışık ayı nur olarak yaratan  yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye ona aya evreler belirleyenledir  ALLAH bunu ancak hak bir hikmete göre yarattı o bilecek bir topluluk için ayetleri açıklamaktadır