23 Ekim 2015 Cuma


TEVBE SÜRESİ AYET 96   
يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْاْ عَنْهُمْ فَإِن تَرْضَوْاْ عَنْهُمْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يَرْضَى عَنِ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ
Yahlifûne lekum li terdav anhum, fe in terdav anhum fe innallâhe lâ yerdâ anil kavmil fâsikîn(fâsikîne).
TEVBE SÜRESİ AYET 97
الأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلاَّ يَعْلَمُواْ حُدُودَ مَا أَنزَلَ اللّهُ عَلَى رَسُولِهِ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
El a'râbu eşeddu kufran ve nifâkan ve ecderu ellâ ya'lemû hudûde mâ enzelallâhu alâ resûlihî, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
TEVBE SÜRESİ AYET 98
وَمِنَ الأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ الدَّوَائِرَ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ السَّوْءِ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Ve minel a'râbi men yettehızu mâ yunfiku magramen ve yeterabbesu bi kumud devâir(devâire), aleyhim dâiratus sev’i, vallâhu semîun alîm(alîmun).
TEVBE SÜRESİ AYET 99
وَمِنَ الأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَاتٍ عِندَ اللّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ أَلا إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ اللّهُ فِي رَحْمَتِهِ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ve minel a'râbî men yu'minu billâhi vel yevmil âhıri ve yettehızu mâ yunfiku kurubâtin indallâhi ve salavâtir resûl(resûli), e lâ innehâ kurbetun lehum, se yudhıluhumullâhu fî rahmetihî, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
TEVBE SÜRESİ AYET 100
وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُواْ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
TEVBE SÜRESİ AYET 96
SİZ kendilerinden razı olasınız diye size yemin edecekler ancak siz onlardan razı olsanız bile şüphesiz ALLAH yoldan çıkmış topluluktan razı olmaz
97
bedeviler inkar inkar ve münafıklık bakımından daha serttirler bununla birlikte onların ALLAH ın rasulüne indirdigi sınırları bilmemeleri daha anlaşıla bilir bir durumdur ALLAH her şeyi bilendir işi saglam yapan ve yaptıgında bir hikmet bulunandır
98
bedevilerden kimileri infak ettigini kayıp sayar sizin başınıza çeşitli sıkıntıların gelmesini bekler sıkıntıların en kötüsü  onların olsun ALLAH her şeyi işiten her şeyi bilendir
tevbe süresi ayet 99
bedevilerden kimileri de ALLAH ve ahiret gününe inanır infak ettigini  ALLAH yanında yakınlıklara peygamberin dualarına ulaşmaya vesile sayar  dikkat edin gerçekten onlar kendileri için yakınlıktır ALLAH ileride onları  rahmetinin içine koyacaktır çünkü ALLAH çok bagışlayan çok acıyandır
tevbe süresi ayet 100
muhacir ve ensarın öne geçenleri ilkleri ve onları güzel bir şekilde izleyenler var ya ALLAH işte onlardan razı oldu  onlar da ALLAH tan razı oldular ALLAH onlara içlerinden ebedi olarak kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı işte bu büyük kurtuluştur

22 Ekim 2015 Perşembe

TEVBE SÜRESİ AYET 91
لَّيْسَ عَلَى الضُّعَفَاء وَلاَ عَلَى الْمَرْضَى وَلاَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُواْ لِلّهِ وَرَسُولِهِ مَا عَلَى الْمُحْسِنِينَ مِن سَبِيلٍ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Leyse alâd duafâi ve lâ alâl merdâ ve lâ alâllezîne lâ yecidûne mâ yunfikûne haracun izâ nasahû lillâhi ve resûlihî, mâ alâl muhsinîne min sebîl(sebîlin), vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
TEVBE SÜRESİ AYET 92
وَلاَ عَلَى الَّذِينَ إِذَا مَا أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّواْ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا أَلاَّ يَجِدُواْ مَا يُنفِقُونَ
Ve lâ alâllezîne izâ mâ etevke li tahmilehum kulte lâ ecidu mâ ahmilukum aleyhi tevellev ve a'yunuhum tefîdu mined dem'i hazenen ellâ yecidû mâ yunfikûn(yunfikûne).
TEVBE SÜRESİ AYET 93
إِنَّمَا السَّبِيلُ عَلَى الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَاء رَضُواْ بِأَن يَكُونُواْ مَعَ الْخَوَالِفِ وَطَبَعَ اللّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ
İnnemâs sebîlu alâllezîne yeste'zinûneke ve hum agniyâu, radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tabeallâhu alâ kulûbihim fe hum lâ ya'lemûn(ya'lemûne).
TEVBE SÜRESİ AYET 94
يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لاَّ تَعْتَذِرُواْ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا اللّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى اللّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Ya'tezirûne ileykum izâ reca'tum ileyhim, kul lâ ta'tezirû len nu'mine lekum kad nebbe enallâhu min ahbârikum, ve se yerâllâhu amelekum ve resûluhu summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdetî fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta'melûn(ta'melûne).
TEVBE SÜRESİ AYET 95
سَيَحْلِفُونَ بِاللّهِ لَكُمْ إِذَا انقَلَبْتُمْ إِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُواْ عَنْهُمْ فَأَعْرِضُواْ عَنْهُمْ إِنَّهُمْ رِجْسٌ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ جَزَاء بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
Se yahlifûne billâhi lekum izânkalebtum ileyhim li tu'ridû anhum, fe a'rıdû anhum, innehum ricsun ve me’vâhum cehennem (cehennemu), cezâen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
TEVBE SÜRESİ AYET 91
ALLAH ve rasulü için nasihat ettikleri takdirde zayıflara hastalara harcayacak bir şey bulamayanlara ( cihada katılmadıklarından  dolayı) bir günah yoktur iyilik edenleri de sorumlu tutmak için bir yol yoktur ALLAH çok bagışlayan çok acıyandır
TEVBE SÜRESİ AYET 92
her zaman kendilerini donatıp cihada gönderesin diye sana geldikleri zaman sizi donatacak bir şey bulamıyorum dediklerine de bir sorumluluk yoktur onlar bu konuda sarf edecek bir şey bulmadıkları için hüzünlerinden gözleri yaş döke döke döndüler
tevbe süresi ayet 93
sorumlu tutulacak olanlar
ancak zengin oldukları halde senden izin isteyenlerdir onlar kadınlarla beraber olmaya razı oldular  ALLAH kalplerine mühür vurdu artık başlarına gelecegi bilmezler
tevbe süresi ayet 94
yanlarına döndügünüzde size mazeret bildirecekler  de ki mazeret bildirmeyin kesinlikle size inanmayacagız dogrusu ALLAH bize sizinle ilgili birçok haber verdi bundan böyle ALLAH ve rasulü yaptıgınızı görecek sonra bilinmeyen ve görünmeyen bilinen ve görünen ( alemleri) bilen  ALLAH ın huzuruna götürüleceksiniz o size yaptıklarınızı haberverecektir
tevbe süresi ayet 95
yalanlarına döndügünüz zaman kendilerini cezalandırmaktan vazgeçesiniz diye  size yemin billah  edecekelr onlardan vazgeçin çünkü onlar murdardır yaptıklarının cezası olarak gidecekleri yer de cehennemdir
 
TEVBE SÜRESİ AYET 86
وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَجَاهِدُواْ مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ أُوْلُواْ الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُواْ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ الْقَاعِدِينَ
Ve izâ unzilet sûretun en âminû billâhi ve câhidû mea resûlihiste’zeneke ulût tavli minhum ve kâlû zernâ nekun meal kâidîn(kâidîne).
87
رَضُواْ بِأَن يَكُونُواْ مَعَ الْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لاَ يَفْقَهُونَ
Radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûn(yefkahûne).
88
لَكِنِ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ مَعَهُ جَاهَدُواْ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ وَأُوْلَئِكَ لَهُمُ الْخَيْرَاتُ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Lâkinir resûlu vellezîne âmenû meahu câhedû bi emvâlihim ve enfusihim, ve ulâike lehumul hayrâtu ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
89
أَعَدَّ اللّهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Eaddallâhu lehum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, zâlikel fevzul azîm(azîmu).
90
وَجَاء الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذِينَ كَذَبُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ve câel muazzirûne minel a’râbi lî yu’zene lehum ve kaadellezîne kezebûllâhe ve resûlehu, se yusîbullezîne keferû minhum azâbun elîm(elîmun).
TEVBE SÜRESİ AYET 86
ALLAH a iman edin rasulüyle birlikte cihad edin diye bir süre indirildiginde içlerindeservet sahibi olanlar senden izin istediler bırak bizi oturanlarla beraber olalım dediler
87
kadınlarla beraber olmaya razı oldular kalplerine mühür vuruldu artık anlayamazlar
88
ancak peygamber ve beraberindeki  iman edenler  mallarıyla canlarıyla cihad ettiler işte bunlar içindir bütün hayırlar işte bunlar kurtuluşa erenlerdir
89
ALLAH onlara içlerinden ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler hazırladı işte bu büyük kazançtır
90
bedevilerden özür bahane edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler  ALLAH a ve rasulüne yalan söyleyenler de oturdular muhakkak bunların kafir olanlarına acı veren bir azap isabet edecektir
 
 

16 Ekim 2015 Cuma

Hz.Hüseyin'in şehit edildiği Kerbela olayı nasıl oldu

Pazartesi muharrem 10 , yani aşure günü. Hz. Hüseyin'in şehit edilmesini hatırladığımız günü. Alevilikte çok büyük önem taşıyan bu günü, Kerbela olayını , Doç. Dr. İlyas Üzümcü anlattı.

Hicrî takvimle 10 Muharrem 61, miladi takvimle 10 Ekim 680 yılında cereyan eden Kerbela'yı anacağımız(önümüzdeki Pazartesi günü) bu hafta, Zaman'dan Nuriye Akman, Doç. Dr. İlyas Üzüm'le bu trajik olayın Sünni ve Alevilerce nasıl değerlendirildiğini ve ritüellerindeki farklılığı konuştu.
Şiiliğe değinme fırsatımız olmadı. Merak ettiğim başka hususlar vardı. Mesela neden peygamberimizin sevgili torunlarını biri 44, diğeri 54 yaşında kaybettiğimiz halde zihinlerimizde bir türlü büyütemez, onları hep dedelerinin sırtında hayal ederdik.
Hz. Ali ve Hz Hasan da şehit edildiği halde neden sadece Hz. Hüseyin'e ağıt yakardık? İki kardeşin arasında nasıl bir ilişki vardı? Ve daha pek çok soru... Onları hatırlamanı tam zamanı...
Kerbela olayı Sünniler ve Aleviler arasında hangi açılardan farklı algılanıyor?
Sünniler olayı temel İslam tarihi kaynaklarının yansıttığı ya da yansıttığına yakın biçimde anlarken Aleviler Şii etkiye bağlı olarak belli ölçüde mitolojik unsurlar katarak tasavvur etmişlerdir. Mesela Aleviler'e göre Hz. Hüseyin ağabeyinin tavsiyesini hatırlayarak aşuradan bir gün önce kızıyla, ağabeyinin oğlu Kasım'ı evlendirmiştir.
Sünniler'e göre olayın baş sorumlusu Yezid'dir. Olayı biraz daha detaylı inceleyenlere göre ise aynı zamanda Yezid'in emrini uygulayan Kufe valisi İbn Ziyâd ve Hz. Hüseyin'in üzerine yürüyen askeri birliğin komutanı Ömer b. Sa'd'dır. Aleviler'e göre ise Yezid'i veliahd tayin ettiği için olayın kökü Muaviye'ye kadar uzanır. Olayın yorumu da farklıdır.
Sünnilere göre olay Yezid'in siyasi rakip olarak gördüğü Hz. Hüseyin'i biata zorlaması ve saf dışı bırakması iken Alevilere göre olay Yezid'in İslam'ı yok etme planı, Hz. Hüseyin'in şehadeti de buna kanıyla dur demesidir. Olayın "yâd" edilmesiyle ilgili farklılıklara gelince bu herkesçe görülmektedir. Sünniler ferdi planda Hz. Hüseyin'e üzüntü duyarken Aleviler kolektif olarak ve kurumsal biçimde yas tutmaktadırlar.
Sünni kaynakların anlatısı tamamen doğru ve eksiksiz kabul edilebilir mi?
Olay çok dramatik, dramı yaşayan da Peygamber'in torunu Hz. Hüseyin olduğu için tarih kaynaklarına değişik oranlarda "duygu" katılmıştır. Her hangi bir mezhebî kimliğin söz konusu olmadığı temel İslam kroniklerinde bile karşılıklı uzun konuşmalara yer verilir. Bunların gerçekten o gün yapılan konuşmalar mı olduğu, yoksa sonradan mı düzenlendiği ihtimali gelir insanın aklına, bunları okuyunca. Ama bazı toplum kesimlerinde sıklıkla okunan Kumru, Hadikatü's-süedâ gibi eserlerde uydurmalar oldukça çoktur.
Anma ritüellerinde de bariz farklılıklar var sanırım
Esasında Sünnilerde genel anlamda "Kerbelayı anma" ritüelinden bahsetmek zordur. Sınırlı olarak bazı tasavvufi çevreler olaya ilgili özel programlar yapar, Hz. Hüseyin için mersiyeler okurlar. Söz gelimi Ehl-i beyt ve Hz Ali sevgisi keskin olan sufî çevrelerde Muharremde dokunaklı mersiyeler okunur, İmam Hüseyin için göz yaşı akıtılır.
Fakat bu Sünnilerin Kerbela Olayına ilgisiz kaldıkları biçiminde de yorumlanmamalıdır. Tarih boyunca birçok Sünni edip, şair Kerbela üzerine yazılar yazmış yahut mersiyeler kaleme almıştır. Ve Kerbela olayı anlatıldığı veya hatırlandığı zaman her Sünni samimi olarak Hüseyin'in yanında yer almıştır. Ama Sünnilere göre İslam'da kolektif matem olmadığı için Hz. Hüseyin'e olan acı duyma ferdi planda kalmıştır.
Alevilerde Kerbelayı anmak daha özel bir anlam taşıyor. Evet. İnsanlar o günlerde Hz. Hüseyin ile bütünleşir. Onun acısını iliklerine kadar hisseder, göz yaşı döker. Bu, günlük hayata da yansır. Söz gelimi, ele bıçak ve keskin alet alınmaz. Su içilmez, tatlı yenilmez, eğlenilmez. Hatta erkekler traş olmaz.
Düğün yapılmaz. Müzik dinlenilmez. Gülünmez. Mümkün olduğunca üzüntü dolu bir hal içinde bulunulur. Diğer taraftan Aleviler Muharremin on iki günü "matem orucu" adı verilen oruç tutar. On üçüncü günü aşure kaynatarak İmam Zeynelabidin'in kurtuluş sevincini paylaşırlar.
Bu nasıl bir oruçtur? Bizim ramazan orucuna benzemez sanırım
Bu çok özel bir oruçtur. Dediğiniz gibi Ramazan orucundan farklıdır. Yöreler ve ocaklar arasında değişik uygulamalar bulunmaktadır. Sahur ve iftar gibi kelimeler kullanılmaz. Sahur yerine "ağız mühürleme", iftar yerine de "oruç açma" deyimlerine yer verilir.
Ağız mühürleme gece en geç 12 civarında tamamlanmalıdır. Oruç açma ise gün batımıyla gerçekleşir. Her oruçta Hz. Hüseyin'in acısı hatırlanır. Söz gelimi niyet şöyle yapılır: "Bism-i şah... Allah Allah... Hak-Muhammed-Ali aşkına... İmam Hüseyin'in susuzluk orucu niyetine... Ehl-i beyt'in şefaati hakkına... On İki İmam aşkına oruç tutmaya niyet eyledim. Hak dergahında kabul etsin..." Sünniler'in aşurada tuttukları iki veya üç günlük orucun ise Kerbela olayı ile ilgisi yoktur.
Neyle ilgisi vardır peki?
Hz. Peygamber Medine'ye geldiğinde, aşura günü Yahudiler'in Musa'nın kurtuluşu dolayısıyla oruç tuttuklarını öğrenmiş, "Biz Musa'nın sünnetini yerine getirmeye Yahudilerden daha layığız" demiş, hem kendisi hem de ashap oruç tutmuştur. Ancak Yahudilere muhalefet olmak üzere bir gün öncesi veya sonrasıyla iki gün yahut aşurayı ortalayarak üç gün oruç tutulmasını emretmiştir. Ramazan orucunun farz kılınmasıyla, bu oruç sünnet yahut müstehap sayılarak tutulagelmiştir.
Biraz evvel İslamda kollektif matem geleneği yok demiştiniz. Yas tutmak dinen haram mıdır?
Üzülmek insanî bir duygudur. Hz. Peygamber küçük oğlu İbrahim vefat ettiği zaman ağlamış, kendisini yadırgayanları yadırgayarak, gözden yaş akıtmanın normal olduğunu fakat Allah'ın takdirini de tenkit etmediğini beyan etmiştir.
Ancak İslam "yaka paça yırtarak ağlamak, döğünmek, saçları yolarak yahut yüze toprak saçarak ağlamak" gibi uygulamaları yasaklamış, Hz. Peygamber hadislerinde çok açık bir şekilde bunların "cahiliyye adetleri" olduğunu ifade etmiştir.
Sahabe Hz. Ömer şehit edildiğinde yas tutmamıştır. Hz. Ali şehit edildiğinde çocukları yas tutmamıştır. Geçmişte Zekeriya peygamber Yahya peygamber gibi peygamberler çok ağır işkencelere maruz kalarak şehit edilmiş fakat bunlara yas tutulmamıştır.
Bu tavır, acıya karşı olgunluğu mu duyarsızlığı mı gösterir?
Sünnilere göre, genel anlamda söylersek, Hz. Hüseyin'in yasını tutmamak ona yapılanı kabul etmek ya da ona üzülmemek anlamına gelmez. Tarihte Hz. Hüseyin'e yapılanı reva gören hiçbir Sünniden söz edilemez. Nice Sünni alimler vardır ki aşurada gözleri sel olup akmıştır. Hatta bir alimin şöyle söylediğini işittim: "Ben Hz. Hüseyin için o kadar göz yaşı dökmüşümdür ki hiçbir cem evinde o kadar göz yaşı dökülmemiştir."
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in hayat hikayeleri ne ölçüde doğru biliniyor?
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in hayat hikayeleri çok bilinmez, doğru. Haklarında yazılan eserlerin ne kadar sağlıklı olduğu da başka bir konudur. Daha açık söylemek gerekirse İslam tarihi kaynaklarında Hz. Hasan ve Hüseyin'in hayatları hakkında bilgiler sınırlıdır; bu iki güzide insanı çok öne çıkaran kesimlerin yazdıkları ise, yine tarihçilere göre güvenilir olmaktan uzaktır. Vakıa bu.
Hz Hasan ve Hz. Hüseyin hakkındaki bilgiler neden sınırlı? Onları yeterince önemsememişiz mi?
Onları önemsemediğimizi söyleyemeyiz. Sünni, Şii, Alevi-Bektaşi vb. bütün Müslümanlar Hz. Hasan Ve Hz. Hüseyin'i içtenlikle sevmiş, onların isimlerini çocuklarına koymuş, dualarında onların isimlerini anmış, kültürel hayatlarına onlardan güzellikler katmıştır.
Fakat onların hayat hikayeleri çokça anlatılır ve bilinir olmamıştır. Çünkü sahabe Peygamber'in söz ve uygulamalarına dikkat kesildiği ve onları aktardığı için mesela Peygamber'in kızı Fatıma ile ilgili olarak da bilgiler sınırlı kalmıştır. Belki başka bir sebep de Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in birtakım siyasi mücadelelerde istismara konu edilmeleridir. Öyle ki bu çeşit kargaşalarda doğru ile yanlışlar birbirine girmiştir. Ama Hz. Peygamber'in onları mübarek sırtında gezdirmesi ve onlar hakkındaki müjdeli sözler hep hatırlanmıştır.
Bu yüzden mi müslümanlar Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i dedelerinin sırtında gezen çocuklar olarak hayal ederler de, zihinlerinde onları bir türlü büyütemezler?
Aynen öyle. Çünkü büyüdükleri zaman nasıl yaşadıkları ve ne yaptıklarına ilişkin çelişkili bilgiler çok. Şurası kesin ki Resulullah'ın yanında yetişmiş, onun ve ümmetinin dualarına nail olmuş kimseler olarak Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in iman, takva, ihlas ve ahlakta zirve şahsiyetler olduğunda hiçbir şüphe yoktur.
Aralarında kaç yaş vardı? Öldüklerinde kaç yaşlarındaydılar?
Aralarında bir yaş kadar fark var. Hz.Hasan Ocak 625 yılında, Hüseyin de Ocak 626 yılında doğdu. Hz. Hasan 44 yaşında, Hz. Hüseyin 54 veya 55 yaşlarında idi, şehit edildiklerinde.
Kerbela'da katledilen Hüseyin'den çokça söz edilip, eşi tarafından öldürülen Hz.Hasan hakkında fazla söz edilmemesi, fazla anılmamasının nedeni? Neden Hz.Hüseyin yürek dağlar da, Hz.Hasan için aynı hüzün hissedilmez?
Bence bu doğru bir soru. Şu da sorulabilir: Neden Hz. Hüseyin için ağlanır da şehit edilen babası Hz. Ali için ağlanmaz? Sanıyorum, önce şunu teslim etmek gerekir. Hz. Hüseyin'in dramında insanî duygulara dokunan boyutlar daha fazla.
Söz gelimi, Hz. Hüseyin susuz bırakılmıştır. Hz. Hüseyin'in mubarek boğazı kesilmiştir. Hz. Hüseyin'in bedeni orada bırakılmış, baş önce Kufe'ye, sonra Şam'a, sonra başka yere götürülmüştür. Hz. Hüseyin bir anda değil, gün gün ölüme sürüklenmiştir. Hz. Hüseyin gözleri önünde kardeşlerinin, oğullarının, ağabeyinin oğullarının ve öteki yakınlarının şehadetini izlemiştir.
Nihayet Hz. Hüseyin başta kız kardeşi, eşi olmak üzere diğer yakınlarının çoluk-çocukları yanında şehit edilmiştir. Hunharca, acımasızca, zalimce. Onun kesik başını hayal edebiliyor musunuz? Üstelik tamamen suçsuz yere? Bu yürek dağlamaz mı? Vah ki vah...
Hz.Hasan binlerce Müslümanın hayatını kurtardı
Ama bu kadar vahşi unsur içermese de Hz. Hasan'ın hikayesi de az yürek burkucu değil...
Haklısınız. Zehirlenerek şehit edilmek de az trajik değildir. Ama Hüseyin'in şehadetinde çok güçlü siyasi motifler var. Kufeliler hem onu davet etti, hem de yalnız bırakıp şehit edilmesine sebep oldular. Hz. Hüseyin için ilk toplu ağıtı da onlar yaptılar. Hz. Hasan'ın hanımı tarafından öldürülmesi daha sessiz bir şekilde olup bitti... Onun için de elbette vah ki vah...
Karısı onu niye öldürdü?
Tarih kaynaklarına göre karısı Ca'de, Yezid b. Muaviye ile evlendirilmek vadiyle kandırıldı. O da yemeğine zehir koyarak onun şehadetine sebep oldu. Entrika içinde entrika.
İslam tarihi açısından Hz.Hasan'ın yeri nedir?
İslam tarihi açısından Hz. Hasan'ın çok özel yeri vardır. Sahih hadis kaynaklarında Hz. Peygamber'in onun hakkında şöyle söylediği ifade olunur: "Allah bu oğlumun eliyle iki toplumun arasını ıslah edecektir." Gerçekten de böyle olmuştur.
Babası Hz. Ali yaralandığında şehadetinden önce, "Oğlun Hasan'a biat edelim mi" diye sorulmuş, tarih kaynaklarına göre, o, "Bu konuda evet de demiyorum, hayır da" mealinde cevap vermiştir. Bununla birlikte, insanlar Hz. Ali'den sonra ona biat etmiş, o da altı ay kadar hilafette kalmıştır.
Daha sonra ilk iki halife ve üçüncü halifenin ilk altı yılından itibaren fetihlerin durduğunu, müslümanların birbirleriyle uğraştığını düşünmüş, ordusundaki yorgunluk ve isteksizliği de yakından müşahede etmiş, yaptığı görüşmelerden sonra belli şartlar dahilinde anlaşma imzalayarak Muaviye lehine hilafetten çekilmekte büyük fayda görmüştür.
Böyle de yapmıştır. Bu büyük bir hayra vesile olmuş, müslümanlar birbirinin kanını akıtmaktan kurtulmuş, yeniden fetih faaliyetleri başlayarak İslam gönüllerde ve coğrafyalarda yayılmaya devam etmiştir.
Peygamber efendimiz torunları hakkında ne gibi değerlendirmelerde bulunmuş?
İkisini de candan sevmiş, ikisini de öpüp koklamış, ikisi hakkında da övücü, müjdeli sözler söylemiştir. Söz gelimi, "Hasan ve Hüseyin, benim dünyada kokladığım iki çiçeğimdir" buyurmuştur. Başka bir sözünde ise "Allah'ım! Ben, bunları seviyorum. Sen de bunları sev" demiştir. Yine her ikisi için "Bunlar cennet gençlerinin efendisidir" buyurmuştur. Bununla birlikte, Hz. Hasan hakkında, Allah'ın onun vasıtasıyla iki toplumu ıslah edeceğini bildirmiştir.
İki toplumdan kasıt, Muaviye ve kendi yandaşları ise, sonraki hadiselere bakarak ıslah oldukları söylenebilir mi?
Hz. Peygamber'in bu hadisi ile işaret ettiği ıslah "barış"tır. Gerçekten o zaman Müslümanlar Şam ordusu ve Kufe ordusu diye ikiye ayrılmıştı ve Hz. Hasan'ın fevkalade sağlıklı tutumuyla iki Müslüman grup aralarında sulhu gerçekleştirdiler.
Sonraki hadiseleri kendi bağlam ve şartlarında ele almak gerekiyor. Hz. Peygamber'in torunları hakkındaki değerlendirmelerine devam edersek, yine O, hadis tekniği bakımından daha düşük sıhhattaki bir beyanında, Cebrail'in kendisine gelerek, ümmetinden bir topluluğun Hz. Hüseyin'i şehit edeceğini haber verdiğini ifade etmiştir.
İslam alimleri Hz. Peygamber'in torunlarına olan bu sıcak ilgisini dede-torun ilişkisine bağlamamış, olayın onun peygamberlik görevi ile ilgili boyutunun bulunduğunu belirtmişlerdir. Onlara göre bu, Hz. Peygamber'in onlara dua etmesi, bu vesileyle onların ve onların soyundan gelecek temiz insanların İslam'a yapacakları hizmettir.
 Gerçekten tarih boyunca Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan gelen pâk insanlar İslam'ın yayılması ve gelişmesine büyük katkı yapmışlardır. Dünyanın dört bir tarafındaki seyyitler, şerifler bunun delilidir.
Peygamberimizin soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in hangi evlatlarından bugünlere geliyor?
Hz. Hasan, bilindiği kadarıyla çok evlenmiş, çok sayıda çocuğu olmuştur. Hz. Hüseyin'in ise soyu oğlu Zeynelabidin'den devam etmiştir. İnsanlar soylarının Peygamber soyu ile ilişkili olması için Peygamber soyundan gelenlerle evlenmeye can atmış, böylece nesl-i pâktan gelenler hızla artmıştır.
Çok geçmeden Hz. Hasan'ın soyundan gelen şerifler ile Hz. Hüseyin soyundan gelen seyyitler Yemen'den Horasan'a, Kuzey Afrika'dan Anadolu'ya kadar hemen her bölgeye dağılmıştır. Bunların ferdi olarak İslam'a gönülden bağlanmış, ama aynı zamanda soy bakımından İslam peygamberinin soyundan geldikleri için bu bağlılıkları daha güçlü ve daha içtenlikli olmuştur.
Hasan ile Hüseyin, iki kardeş arasında nasıl bir ilişki vardı? Aralarında siyasi bir çatışma oldu mu?

Tarih kaynaklarının bize intikal ettirdiği bilgiler göre iki kardeş arasında olumsuz gelişmeler meydana gelmemiştir. Hz. Hüseyin babasının vefatından sonra ağabeyine tabi olmuştur. Fakat, sanıyorum iki kardeşin tabiatı farklı idi. Hz. Hasan daha rasyonel Hz. Hüseyin yanı sıra duygusal idi.
Söz gelimi, Hz. Hasan Muaviye lehine hilafetten çekildiğinde Hz. Hüseyin bunu doğru bulmadı. Ama ağabeyine karşı sesini de çıkarmadı. Hz. Hasan'ın biyografisini yazanlar onun zeki, cömert ve riske girmekten kaçınan bir kişiliğe sahip olduğunu, Hz. Hüseyin'in ise zekası, takvası, tevazuu yanında risk almaktan kaçınmayan bir yaratılışta olduğunu ifade ederler.

14 Ekim 2015 Çarşamba

TEVBE SÜRESİ AYET 81
فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلاَفَ رَسُولِ اللّهِ وَكَرِهُواْ أَن يُجَاهِدُواْ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَقَالُواْ لاَ تَنفِرُواْ فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ
Ferihal muhallefûne bi mak’adihim hılâfe resûlillâhi ve kerihû en yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi ve kâlû lâ tenfirû fîl harr(harri), kul nâru cehenneme eşeddu harrâ(harran), lev kânû yefkahûn(yefkahûne).
82
فَلْيَضْحَكُواْ قَلِيلاً وَلْيَبْكُواْ كَثِيرًا جَزَاء بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
Fel yadhakû kalîlen vel yebkû kesîrâ(kesîran), cezâen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
83
فَإِن رَّجَعَكَ اللّهُ إِلَى طَآئِفَةٍ مِّنْهُمْ فَاسْتَأْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُواْ مَعِيَ أَبَدًا وَلَن تُقَاتِلُواْ مَعِيَ عَدُوًّا إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِالْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُواْ مَعَ الْخَالِفِينَ
Fe in receakallâhu ilâ tâifetin minhum feste’zenûke lil hurûci fe kul len tahrucû maiye ebeden ve len tukâtilû maiye aduvv(aduvven), innekum radîtum bil kuûdi evvele merratin fak’udû meal hâlifîn(hâlifîne).
84
وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَىَ قَبْرِهِ إِنَّهُمْ كَفَرُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَمَاتُواْ وَهُمْ فَاسِقُونَ
Ve lâ tusalli alâ ehadin minhum mâte ebeden ve lâ tekum alâ kabrihi, innehum keferû billâhi ve resûlihî ve mâtû ve hum fâsikûn (fâsikûne).
85
وَلاَ تُعْجِبْكَ أَمْوَالُهُمْ وَأَوْلاَدُهُمْ إِنَّمَا يُرِيدُ اللّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِي الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ
Ve lâ tu’cibke emvâluhum ve evlâduhum, innemâ yurîdullâhu en yuazzibehum bihâ fîd dunyâ ve tezheka enfusuhum ve hum kâfirûn(kâfirûne).
TEVBE SÜRESİ AYET 81
ALLAH ın rasulüne karşı çıkıp (savaş) katılmayanlar oturup kalmalarına sevindiler ALLAH yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar bu sıcakta savaşa çıkmayın dediler de ki cehennem ateşi daha sıcaktır keşke bilselerdi
82
artık kazandıkları günahın cezası olarak az gülsünler çok aglasınlar
83
ALLAH seni onlardan bir gurbun yanına döndürür de başka bir cihada çıkmak için izin isterlerse (onlar) artık siz benimle birlikte sonsuza dek (savaşa ) çıkmayacaksınız benimle birlikte hiçbir düşmanla çarpışmayacaksınız siz başta oturup kalmayı arzu ettiniz şimdi de geri kalanlarla birlikte  oturun de
84
içlerinden biri öldügünde onun (cenaze ) namazını kesinlikle kılma mezarı başında da durma çünkü onlar  ALLAH ve rasulüne tanımadılar kafir olarak can verdiler
85
sakın onların malları ve çocukları seni imrendirmesin ALLAH onlara bunlara ancak dünyada azap etmek ve kafir olarak canlarının çıkmasını istemektedir
FİRAVUN KAYBETTİ 


HAMAN KAYBETTİ

KARUN KAYBETTİ

EBU CEHİLLER KAYBETTİ


AMA HEP ALLAHIN ELÇİLERİ KAZANDI



BATIL KAYBETMEYE MAHKUMDUR

YETERKİ MÜSLÜMANLAR BİRLİK İÇİNDE

TEFRİKAYA DÜŞMEDEN KARDEŞCE DÜNYA DA YAŞASINLAR


13 Ekim 2015 Salı

TEVBE SÜRESİ AYET76 
فَلَمَّا آتَاهُم مِّن فَضْلِهِ بَخِلُواْ بِهِ وَتَوَلَّواْ وَّهُم مُّعْرِضُونَ
Fe lemmâ âtâhum min fadlihî bahılû bihî ve tevellev ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).
77
فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا فِي قُلُوبِهِمْ إِلَى يَوْمِ يَلْقَوْنَهُ بِمَا أَخْلَفُواْ اللّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُواْ يَكْذِبُونَ
Fe a’kabehum nifâkan fî kulûbihim ilâ yevmi yelkavnehu bi mâ ahlefullâhe mâ vaadûhu ve bi mâ kânû yekzibûn(yekzibûne).
78
أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَاهُمْ وَأَنَّ اللّهَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ
E lem ya’lemû ennallâhe ya’lemu sırrahum ve necvâhum ve ennallâhe allâmul guyûb(guyûbi).
79
الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ إِلاَّ جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ اللّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ellezîne yelmizûnel muttavviîne minel mu’minîne fîs sadakâti vellezîne lâ yecidûne illâ cuhdehum fe yesharûne minhum, sehirallâhu minhum, ve lehum azâbun elîm(elîmun).
80
اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغْفِرَ اللّهُ لَهُمْ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
İstagfir lehum ev lâ testagfir lehum, in testagfir lehum seb’îne merraten fe len yagfirallâhu lehum, zâlike bi ennehum keferû billâhi ve resûlihi, vallâhu lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).
TEVBE SÜRESİ AYET 76
ALLAH ihsan ve ikramından onlaraistedikleriniverince cimrilik edip yüz çevirdiler zaten onlar yan çizip duruyorlardı
77
ALLAH a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söylemeyi adet edindikleri için o da bu fiillerinin sonuncu olarak kalplerine kıyamet gününe kadar sürecek münafıklıgı yerleştirdi
78
ALLAH ın sırlarını da fısıltılarını da bildigini ALLAH ın bilinmeyen görünmeyen alemlerin yegane bilicisi oldugunu bilmediler mi
79
gönülden sadaka bagışında bulunan müminlere bir türlü güçlerinin yettiginden başkasını bulamayanlara başka türlü laf atarak bunlarla eglenenler var ya ALLAH işte onları maskaraya çevirecektir bir de onlara acı veren bir azap vardır
80
onlar için ister bagışlanma  dile ister dileme onlar için yetmiş kere bagışlanma dilesen de ALLAH onları bagışlamayacaktır bu onların ALLAH ı ve rasulüne inkar etmeleri sebebiyledir ALLAH yolundan çıkmışlar gürhunu dogru yola ulaştırmaz