14 Şubat 2017 Salı
13 Şubat 2017 Pazartesi
furkan süresi ayet 16
لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَاؤُونَ خَالِدِينَ كَانَ عَلَى رَبِّكَ وَعْدًا مَسْؤُولًا ﴿١٦﴾
Lehum fîhâ mâ yeşâûne hâlidîn(hâlidîne), kâne alâ rabbike va’den mes’ûlâ(mes’ûlen).
furkan süresi ayet 17
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ فَيَقُولُ أَأَنتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِي هَؤُلَاء أَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّبِيلَ ﴿١٧﴾
Ve yevme yahşuruhum ve mâ ya’budûne min dûnillâhi fe yekûlu e entum adleltum ibâdî hâulâi em hum dallûs sebîl(sebîle).
furkan süresi ayet 18
قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنبَغِي لَنَا أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَاء وَلَكِن مَّتَّعْتَهُمْ وَآبَاءهُمْ حَتَّى نَسُوا الذِّكْرَ وَكَانُوا قَوْمًا بُورًا ﴿١٨﴾
Kâlû subhâneke mâ kâne yenbegî lenâ en nettehıze min dûnike min evliyâe ve lâkin metta’tehum ve âbâehum hattâ nesûz zikre, ve kânû kavmen bûra(bûren).
furkan süresi ayet 19
فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا ﴿١٩﴾
Fe kad kezzebûkum bimâ tekûlûne fe mâ testetîûne sarfan ve lâ nasrâ(nasran), ve men yazlım minkum nuzıkhu azâben kebîrâ(kebîren).
furkan süresi 20
وَما أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ إِلَّا إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْأَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا ﴿٢٠﴾
Ve mâ erselnâ kableke minel murselîne illâ innehum le ye’kulûnet taâme ve yemşûne fîl esvâkı ve cealnâ ba’dakum li ba’dın fitneten, e tasbirûn(tasbirûne), ve kâne rabbuke basîrâ(basîren).
furkan süresi ayet 16
orada onların her isdedikleri vardır onlar orada ebedi olarak kalacaklardır bu rabbinin üzerine aldıgı [ve kendilerine vaat edilenler tarafından ] istenen bir vaattir
furkan süresi ayet 17
o gün onları ve ALLAH ı bırakıp da taptıkları şeyleri diriltecek ve şöyle diyecek şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa onlar kendileri mi yolu sapıttılar
furkan süresi ayet 18
böyle bir şeyden seni tenzih ederiz bize senin dışındakileri koruyucu edinmek yakışmaz ancak sen onları ve atalarını zevke daldırdın sonunda [kur an ın verdigi]ögüdü unuttular helake giden bir topluluk oldular diyecekler
furkan süresi ayet 19
[ sizin tanrı olduklarını söyledikleriniz bu konudaki] söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar artık ne o azabı uzaklaştırmaya ne de bir yardıma çare bula bileceksiniz sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tadırırız
furkan süresi ayet 20
biz sizden önce de peygamberleri başka türlü göndermedik şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar hemde çarşılarda geziyorlardı biz sizin bazınızı bazınıza imtihan vesilesi yaptık bakalım sabredecek misiniz rabbin herşeyi görmekttedir
furkan süresi ayet 11
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَأَعْتَدْنَا لِمَن كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَعِيرًا ﴿١١﴾
Bel kezzebû bis sâati ve a’tednâ li men kezzebe bis sâati saîrâ(saîren).
furkan süresi ayet 12
إِذَا رَأَتْهُم مِّن مَّكَانٍ بَعِيدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا ﴿١٢﴾
İzâ raethum min mekânin baîdin semiû lehâ tegayyuzan ve zefîrâ(zefîran).
furkan süresi ayet 13
وَإِذَا أُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّنِينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًا ﴿١٣﴾
Ve izâ ulkû minhâ mekânen dayyıkan mukarranîne deav hunâlike subûrâ(subûran).
furkan süresi ayet 14
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا ﴿١٤﴾
Lâ ted’ûl yevme subûran vâhıden ved’û subûran kesîrâ(kesîren).
furkan süresi ayet 15
قُلْ أَذَلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاء وَمَصِيرًا ﴿١٥﴾
Kul e zâlike hayrun em cennetul huldilletî vuidel muttakûn(muttakûne), kânet lehum cezâen ve masîrâ(masîren).
furkan süresi ayet 11
fakat onlar kıyameti yalanladılar biz kıyameti yalanlayanlara şiddetli bir ateş hazırladık
furkan süresi ayet 12
[ateş] onları uzak bir yerde gördügünde ona özgü öfke ve ugultu işitirler
furkan süresi ayet 13
elleri boyunlarına baglanıp onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada helak olmak isterler
furkan süresi ayet 14
[onlara şöyle denir ] bu gün birkez helak olmayı isteyin
furkan süresi ayet 15
de ki o mu yoksa o muttakilere söz verilen sonsuzluk cenneti mi daha hayırlıdır o vennet onlara bir ödüldür ve onların varış yeridir
furkan süresi ayet 6
قُلْ أَنزَلَهُ الَّذِي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا ﴿٦﴾
Kul enzelehullezî ya’lemus sırre fîs semâvâti vel ard(ardı), innehu kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
furkan süresi ayet 7
وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيرًا ﴿٧﴾
Ve kâlû mâli hâzâr resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâk(esvâkı), lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ(nezîren)
furkan süresi ayet 8
أَوْ يُلْقَى إِلَيْهِ كَنزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا وَقَالَ الظَّالِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا ﴿٨﴾
Ev yulkâ ileyhi kenzun ev tekûnu lehu cennetun ye’kulu minhâ, ve kâlez zâlimûne in tettebiûne illâ raculen meshûrâ(meshûran).
furkan süresi ayet 9
انظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْأَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا ﴿٩﴾
Unzur keyfe darabû lekel emsâle fe dallû fe lâ yestetîûne sebîlâ(sebîlen).
furkan süresi ayet 10
تَبَارَكَ الَّذِي إِن شَاء جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِّن ذَلِكَ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَيَجْعَل لَّكَ قُصُورًا ﴿١٠﴾
Tebârakellezî in şâe ceale leke hayran min zâlike cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru ve yec’al leke kusûrâ(kusûran).
furkan süresi ayet 6
de ki onun göklerdeki ve yerdeki sırrı billen indirmiştir gerçekten o çok bagışlayan çok acıyandır
furkan süresi ayet 7
ne oluyor bu peygambere yemek yiyior çarşılarda geziyor ona bir melek indirilseydi de onun yardımcısı olsaydı
furkan süresi ayet 8
veya ona bir hazine verilseya da onun güzel bir bahçesi olsada ondan yese ya zalimler siz ancak büyüklenmiş bir adama uyuyorsunuz dedi
furkan süresi ayet 9
bak senin hakkında ne kıyaslar ne benzetmeler yaptılar da çıkmaza saptılar artık hiçbir yol bulamazlar
furkan süresi ayet 10
dilerse sana bundan daha hayırlısını altından ırmaklar akan cennetler verecek senin için köşkler yapacak olan ne yücedir
10 Şubat 2017 Cuma
furkan süresi ayet 1
تَبَارَكَ الَّذِي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلَى عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا ﴿١﴾
Tebârakellezî nezzelel furkâne alâ abdihî li yekûne lil âlemîne nezîrâ(nezîren).
furkan süresi ayet 2
الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيرًا ﴿٢﴾
Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîrâ(takdîren)
furkan süresi ayet 3
وَاتَّخَذُوا مِن دُونِهِ آلِهَةً لَّا يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيَاةً وَلَا نُشُورًا ﴿٣﴾
Vettehazû min dûnihî âliheten lâ yahlukûne şey’en ve hum yuhlekûne ve lâ yemlikûne li enfusihim darran ve lâ nef’an ve lâ yemlikûne mevten ve lâ hayâten ve lâ nuşûrâ(nuşûren).
furkan süresi ayet 4
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا إِفْكٌ افْتَرَاهُ وَأَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ آخَرُونَ فَقَدْ جَاؤُوا ظُلْمًا وَزُورًا ﴿٤﴾
Ve kâlellezîne keferû in hâzâ illâ ifkunifterâhu ve eânehu aleyhi kavmun âharûn(âharûne), fe kad câû zulmen ve zûrâ(zûran).
furkan süresi ayet 5
وَقَالُوا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلَى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا ﴿٥﴾
Ve kâlû esâtîrul evvelînektetebehâ fe hiye tumlâ aleyhi bukraten ve asîlâ(asîlen).
furkan süresi ayet 1
alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna [hakkı batıldan] ayıran[ kur anı ] indiren ALLAH ne yücedir
furkan süresi ayet 2
göklerin ve yerin egemenligi onundur o hiç bir çocuk edinmedi yönetimde onun hiç bir ortagıda yoktur o herşeyi yaratan yarattıgını bir ölçüye göre düzenleyendir
furkan süresi ayet 3
böyleyken ondan ondan başka bazı tanrılar edindiler onlar hiçbirşey yaratamazlar onların [kendileri] yaratılmışlardır onlar kendilerine ne bir fayda ne de bir zarar verme gücüne sahiptirler onlar ne öldürme ne de yaşatma ne de diriltme gücüne sahiptirler
furkan süresi ayet 4
inkar edenler bu onun uydurmasından başka birşey degildir başka bir toplulukta bu konuda ona yardım etti dediler onlar büyük bir zülüm ve günah işlediler
furkan süresi ayet 5 [ sözlerine devam ederek] şöyle dediler [ bu kur anı] onun yazdırttıgı öncekilerin efsaneleridir bu sabah akşam kendisine okunmaktadır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)