25 Ocak 2017 Çarşamba
24 Ocak 2017 Salı
nür süresi ayet 21
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ وَمَن يَتَّبِعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَكِنَّ اللَّهَ يُزَكِّي مَن يَشَاء وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ﴿٢١﴾
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun)
nür süresi ayet 22
وَلَا يَأْتَلِ أُوْلُوا الْفَضْلِ مِنكُمْ وَالسَّعَةِ أَن يُؤْتُوا أُوْلِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ﴿٢٢﴾
Ve lâ ye’teli ulûl fadlı minkum ves seati en yu’tû ulîl kurbâ vel mesâkîne vel muhâcirîne fî sebîlillâh(sebîlillâhi), velya’fû velyasfehû, e lâ tuhıbbûne en yagfirallâhu lekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
nür süresi ayet 23
إِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ ﴿٢٣﴾
İnnellezîne yermûnel muhsanâtil gâfilâtil mu’minâti luınû fîd dunyâ vel âhırati ve lehum azâbun azîm(azîmun).
nür süresi ayet 24
يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿٢٤﴾
Yevme teşhedu aleyhim elsinetuhum ve eydîhim ve erculuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
nür süresi ayet 25
يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ اللَّهُ دِينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُبِينُ ﴿٢٥﴾
Yevme izin yuveffîhimullâhu dînehumul hakka ve ya’lemûne ennallâhe huvel hakkul mubîn(mubînu).
nür süresi ayet 21
ey iman edenler şeytanın adımlarına uymayın kim şeytanın adımlarına uyarsa [bilsin ki] o kötüve çirkin şeyleri emreder size ALLAH ın ihsan ve ikramı acıması olmasaydı kesinlikle sizden hiç kimseyi temize çıkarmazdı ancak ALLAH diledigini temizler ALLAH çok iyi işiten çok iyi bilendir
nür süresi ayet 22
içinizden hali vakti yerinde ihsan ikram sahibi olanlar akrabaya yoksullara ve ALLAH yolunda hiciret edenlere yardım etmeyeceklerine dair yemin etmesinler onların[kusurlarını] bagışlasınlar aldırmasınlar ALLAH hın sizi bagışlamasını arzu etmez misiniz ALLAH çok bagışlayan çok acıyandır
nür süresi ayet 23
şüphesiz namuslu kötülük yapmayı bilmeyen mümin kadınlara iftira edenler dünyada ve ahirette lanete ugramışlardır onlar için büyük bir azap vardır
nür süresi ayet 24
o gün onların aleyhlerinde dilleri elleri ve ayakları yaptıklarına şahitlik edeceklerdir
nür süresi ayet 25
o gün ALLAH onlara hak ettikleri gerçek karşılıgı verecek onlar ALLAH ın apaçık bir gerçek oldugunu bileceklerdir
nür süresi ayet 16
وَلَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَا أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَذَا سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ ﴿١٦﴾
Ve lev lâ iz semi’tumûhu kultum mâ yekûnu lenâ en netekelleme bi hâzâ subhâneke hâzâ buhtânun azîm(azîmun).
nür süresi ayet 17
يَعِظُكُمُ اللَّهُ أَن تَعُودُوا لِمِثْلِهِ أَبَدًا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿١٧﴾
Yeızukumullâhu en teûdû li mislihî ebeden in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
nür süresi ayet 18
وَيُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ﴿١٨﴾
Ve yubeyyinullâhu lekumul âyâti, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
nür süresi ayet 19
إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ﴿١٩﴾
İnnellezîne yuhıbbûne en teşîal fâhışetu fîllezîne âmenû lehum azâbun elîmun fîd dunyâ vel âhırati, vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
nür süresi ayet 20
وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّه رَؤُوفٌ رَحِيمٌ ﴿٢٠﴾
Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu ve ennallâhe raûfun rahîm(rahîmun).
nür süresi ayet 16
onu duydugunuz zaman bunu söylemek bize yakışmaz haşa bu büyük bir iftiradır demeniz gerek mezmiydi
nür süresi ayet 17
eger sizler müminseniz ALLAH size kesinlikle bir daha böyle bir şeyi tekirarlamayasınız diye ögüt vermektedir
nür süresi ayet 18
ALLAH size ayetleri açıklamaktadır ALLAH çok iyi bilendir işi saglam yapan ve yaptıgında hikmet bulunandır
nür süresi ayet 19
müminler arasında ahlaksız edepsiz sözlerin yayılmasını arzu edenler için dünyada da ahirette de acı veren bir azap vardır ALLAH bilir siz bilmez siniz
nür süresi ayet 20
size ALLAH ın ihsan ve ikram acıması olmasaydı [başınızatürlü belalar gelir huzurunuz bozulurdu] şüphesiz ALLAH şevkati çok acıması bololandır
Her kez Davasına inandıgı kadarını yapar herkes davasına inandıgı gibi yaşar davan hak olsun dosdogru ol ALLAH olsun benden bişey olmaz deme bu dünya müslümana zindan müslüman gençleri bekleyen tehlikeler var ben napıyorum ben sahabe hayatını dinleyerek ordamı kalıyorum o sahabe hayatından ders çıkarmıyacamı sahabe hayatın dan örnek almıyacamın sahabeye bakara yaşatısına özen göstermiyecemi işte sonkale türkiye her biryandan üşüşüyorlar ama başımızda liyderimiz el hamdüillha sahip çıkıyor bizlere dinimize bizlerde devletimize duvalarla güç alıyoruz güçleniyoruz mazlumun yanında türkiye
23 Ocak 2017 Pazartesi
nür süresi ayet 11
إِنَّ الَّذِينَ جَاؤُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُم مَّا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ وَالَّذِي تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ ﴿١١﴾
İnnellezîne câû bil ifki usbetun minkum, lâ tahsebûhu şerren lekum, bel huve hayrun lekum, li kullimriin minhum mâktesebe minel ismi, vellezî tevellâ kibrahu minhum lehu azâbun azîm(azîmun).
nür süresi ayet 12
لَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا هَذَا إِفْكٌ مُّبِينٌ ﴿١٢﴾
Lev lâ iz semi’tumûhu zannel mu’minûne vel mu’minâtu bi enfusihim hayran ve kâlû hâzâ ifkun mubîn(mubînun).
nür süresi ayet 13
لَوْلَا جَاؤُوا عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاء فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّهَدَاء فَأُوْلَئِكَ عِندَ اللَّهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ ﴿١٣﴾
Lev lâ câû aleyhi bi erbaati şuhedâ(şuhedâe), fe iz lem ye’tû biş şuhedâi fe ulâike indellâhi humul kâzibûn(kâzibûne).
nür süresi ayet 14
وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِي مَا أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ ﴿١٤﴾
Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu fîd dunyâ vel âhırati le messekum fî mâ efadtum fîhi azâbun azîm(azîmun).
nür süresi ayet 15
إِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ اللَّهِ عَظِيمٌ ﴿١٥﴾
İz telakkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahsebûnehu heyyinen ve huve indallâhi azîm(azîmun).
nür süresi ayet 11
haberiniz olsun ki iftira edenler içinizden bir guruptur onun hakkınızda kötü birşey sanmayın belki o hakkınızda iyi birşeydir onlardan her birine kazandıgı günah vardır içlerinden onun günahın büyügünü yüklenen için büyük bir azap vardır
nür süresi ayet 12
onu duydugunuz zaman mümin erkekler ve mümin kadınların onlar hakında hüsnü zan besleyip bu apaçık bir iftiradır demeleri gerekmez miydi
nür süresi ayet 13
ona dört şahit getirmeleri gerekmez miydi onlar şahitleri getirmediklerine göre onlar gerçekten ALLAH katında yalancıların ta kendileridir
nür süresi ayet 14
eger dünya ve ahirette size ALLAH hın ihsan ve ikram rahmeti olmasaydı o çıkardıgınız yaygaralardan dolayı size büyük bir azap vardır
nür süresi ayet 15
o zaman siz bunu dilerinizlle [hiçbir araştırma soruşturma yapmadan ] agızdan ögreniyor agızlarınızla hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyi söylüyordunuz bunun kolay bir şey oldugunu sanıyordunuz oysa bu ALLAH katında çok büyüktür
nür süresş ayet 6
وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَاء إِلَّا أَنفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ ﴿٦﴾
Vellezîne yermûne ezvâcehum ve lem yekun lehum şuhedâu illâ enfusuhum fe şehâdetu ehadihim erbaû şehâdâtin billâhi innehû le mines sâdıkîn(sâdıkîne)
nür süresi ayet 7
وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَتَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِن كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ وَيَدْرَأُ ﴿٧﴾
Vel hâmisetu enne la’netallâhi aleyhi in kâne minel kâzibîn(kâzibîne).
nür süresi ayet 8
عَنْهَا الْعَذَابَ أَنْ تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ ﴿٨﴾
Ve yedraû anhâl azâbe en teşhede erbaa şehâdâtin billâhi innehu le minel kâzibîn(kâzibîne).
nür süresi ayet 9
وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِن كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ ﴿٩﴾
Vel hâmisete enne gadaballâhi aleyhâ in kâne mines sâdikîn(sâdikîne).
nür süresi ayet 10
وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ ﴿١٠﴾
Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu ve ennellâhe tevvâbun hakîm(hakîmun).
nür süresi ayet 6
eşlerine [zina iftirası] atankendilerine kendilerinden başka şahitleri olmayan kimselere gelince onların her birinin şahitligi kendisinin dogru söyleyenlerden olduguna dair dört kez ALLAH adına yemin ederek şahitlik etmektir
nür süresi ayet 7
beşincisinde ise şöyle söyleyecektir eger o yalancılardansa ALLAH ın laneti kesinlikle onun üzerine olsun
nür süresi ayet 8
kadının dört kere ALLAH a yemin olsun o [eşi] yalancılardandır diye şahitlik etmesi ondan cezayı düşürür
nür süresi ayet 9
beşincisinde kadın şöyle diyecektir eger eşi dogru söylüyorsa ALLAH hın öfkesi kendisinin üzerine olsun
nür süresi ayet 10
size ALLAH ın ihsan ve ikramı acıması olmasaydı [başınıza türlü belalar gelir huzurunuz bozulurdu ] şüphesiz ALLAH tövbeleri çok kabul eden işi saglam yapan ve yaptıgında hikmet bulunandır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)