5 Ocak 2017 Perşembe
4 Ocak 2017 Çarşamba
muminun süresi ayet 51
يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ ﴿٥١﴾
Yâ eyyuhâr rusulu kulû minet tayyibâti va’melû sâlihâ(sâlihan), innî bimâ ta’melûne alîm(alîmun).
muminun süresi ayet 52
وَإِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ ﴿٥٢﴾
Ve inne hâzihî ummetukum ummeten vâhıdeten ve ene rabbukum fettekûni.
muminun süresi ayet 53
فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ ﴿٥٣﴾
Fe tekattaû emrehum beynehum zuburâ(zuburan), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
muminun süresi ayet 54
فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّى حِينٍ ﴿٥٤﴾
Fe zerhum fî gamratihim hattâ hîn(hînin).
muminun süresi ayet55
أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ ﴿٥٥﴾
E yahsebûne ennemâ numidduhum bihî min mâlin ve benîn(benîne).
muminun süresi ayet 56
نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ بَل لَّا يَشْعُرُونَ ﴿٥٦﴾
Nusâriu lehum fîl hayrât(hayrâti) bel lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
muminunsüresi ayet 51
ey peygamberler helal ve temiz şeylerden yiyin güzel işler yapın şüphesiz ben ne yaparsanız bilirim
muminunsüresi ayet 52
şüpehesiz sizin bu dininiz tek bir dindir ben de rabbinizim artık sadece benim [azabımdan ] korunun
muminun süresi ayet 53 yönetimlerini aralarında grup grup parçaladılar her gurup kendi elindekiyle memnundu
muminun süresi ayet 54
sen onları belirli bir zamana kadar sapıklıklarıyla baş başa bırak
muminun süresi ayet 55-56
onlara verdigimiz mal ve çocuklarla onların iyiligi için çalıştıgımızı mı sanıyorlar hayır bunu anlayacak şuurları yok
muminun süresi ayet 47
فَقَالُوا أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ ﴿٤٧﴾
Fe kâlû e nu’minu li beşereyni mislinâ ve kavmuhumâ lenâ âbidûn(âbidûne).
muminun süresi ayet 48
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكِينَ ﴿٤٨﴾
Fe kezzebûhumâ fe kânû minel muhlekîn(muhlekîne).
muminun süresi ayet 49
وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ﴿٤٩﴾
Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe leallehum yehtedûn(yehtedûne).
muminun süresi ayeti 5o
وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ ﴿٥٠﴾
Ve cealnâbne meryeme ve ummehû âyeten ve âveynâhumâ ilâ rabvetin zâti karârin ve maîn(maînin).
muminun süresi ayet 47
onların milleti bize kulluk edip dururken bizim gibi olan şu iki adama mı iman edecegiz dediler
muminun süresi ayet 48
bu şekilde onları yalanladılar ve helak edilenlerden oldular
muminun süresi ayet 49
yemin olsun ki ötekiler dogru yolu tutabilsinler diye musa ya o kitabı verdik
muminun süresi ayet 50
meryem oglunu ve annesini bir mucize yaptık ikisini yerleşime uygun ve temiz suyu olan bir tepeye yerleştirdik
muminun süresi ayet 41
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاء فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ ﴿٤١﴾
Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnâhum gusâen, fe bu’den lil kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
muminun süresi ayet 42
ثُمَّ أَنشَأْنَا مِن بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ ﴿٤٢﴾
Summe enşe’nâ min ba’dihim kurûnen âharîn(âharîne).
muminun süresi ayet 43
مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ ﴿٤٣﴾
Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ ve mâ yeste’hırûn(yeste’hırûne)
muminun süresi ayet 44
ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّ مَا جَاء أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ ﴿٤٤﴾
Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
muminun süresi ayeti45
ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَى وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُّبِينٍ ﴿٤٥﴾
Summe erselnâ mûsâ ve ehâhu hârûne bi âyâtinâ ve sultânin mubîn(mubînin).
muminun süresi ayet 46
إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ ﴿٤٦﴾
İlâ fir’avne ve meleihî festekberû ve kânû kavmen âlîn(âlîne).
muminun sürsi ayet 41
derken çıglık onları gerçekten yakaladı biz onları sel süprüntüsü yapıverdik def olup gitti o zalim topluluk
muminun süresi ayet42
sonra arkalarından başka topluluklar yarattık
muminun süresi ayet 43
hiçbir topluluk ecelini öne alamaz ve erteleyemez
muminun süresi ayet 44
sonra rasullerimizi ardı ardına gönderdik her ümmete rasulü geldiginde onu yalanladılar biz de onları birbiri ardınca yuvarladık yok ettik hepsini birer efsane yaptık imana gelmeyen topluluk yok olsun
muminun süresi ayet 45-46
sonra musa ve kardeşi harun u mucizelerimizle ve apaçık bir fermanla firavun a ve onun konseyine gönderdik bunlar kibirlerine yediremediler onlar dik başlı bir topluluktur
3 Ocak 2017 Salı
muminun süresi ayet 37
إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ ﴿٣٧﴾
İn hiye illâ hayâtuned dunyâ nemûtu ve nahyâ ve mâ nahnu bi meb’ûsîn(meb’ûsîne).
muminun süresi ayet 38
إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ ﴿٣٨﴾
İn huve illâ raculunifterâ alâllâhi keziben ve mâ nahnu lehu bi mu’minîn(mu’minîne).
muminun süresi ayet 39
قَالَ رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ ﴿٣٩﴾
Kâle rabbinsurnî bimâ kezzebûni.
muminun süresi ayet 40
قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ ﴿٤٠﴾
Kâle ammâ kalîlin le yusbihunne nâdimîn(nâdimîne).
muminun süresi ayet 37
o bizim dünya hayatımızdan başka bir şey degildir ölürüz ve yaşarız biz diriltilmeyiz
muminun süresi ayet 38
o[peygamber ] sadece ALLAH a yalan isnad eden bir adamdır biz ona inanacak degiliz
muminun süresi ayet 39
[o] ey rabbim sen onların beni yalanlamalarının öcünü al dedi
muminun süresi ayet 40
o şöyle buyurdu onlar az bir zaman sonra pişman olaacaklar
müminun süresi ayet 32
فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ ﴿٣٢﴾
Fe erselnâ fîhim resûlen minhum eni’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruhu, e fe lâ tettekûn(tettekûne).
muminun süresi ayet 33
وَقَالَ الْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاء الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ ﴿٣٣﴾
Ve kâlel meleu min kavmihillezîne keferû ve kezzebû bi likâil âhırati ve etrafnâhum fîl hayâtid dunyâ mâ hâzâ illâ beşerun mislukum ye’kulu mimmâ te’kulûne minhu yeşrabu mimmâ teşrabûn(teşrabûne).
muminun süresi ayet 34
وَلَئِنْ أَطَعْتُم بَشَرًا مِثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَاسِرُونَ ﴿٣٤﴾
Ve le in ata’tum beşeren mislekum innekum izen le hâsirûn(hâsirûne).
muminun süresi ayet 35
أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ ﴿٣٥﴾
E yaıdukum ennekum izâ mittum ve kuntum turâben ve izâmen ennekum muhracûn(muhracûne).
muminun süresi ayet 36
هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ ﴿٣٦﴾
Heyhâte heyhâte limâ tûadûn(tûadûne).
muminun süresi ayet 32
onlara kendiiçlerindenbirrasulgönderdik [onlara şöylededi] ALLAH a ibadetedin sizin ondan başka birtanrınız yoktur korun mazmısınız
muminun süresi ayet 33
bu degersiz dünya hayatında kendilerine refah verdigimiz halde inkar edip ahirete kavuşmayı yalanlayan toplumundan kodamanlar şöyle dediler bu sadece sizin gibi bir insan yediginizden yiyor içtiginizden içiyor
muminun süresi ayet 34
eger sizin gibi bir insana itaat ederseniz o zaman şüphesiz siz hüsrana ugrayacaksınız
muminun süresi ayet 35
o siz öldügünüz ve bir toprak bir yıgın kemik oldugunuz zaman siz muhakkak çıkarılacaksınız diye mi vaatte bulunuyor
muminun süresi ayet 36
ne uzak o vaat edildiginiz şey ne uzaktır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
