17 Kasım 2015 Salı

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

YÜNUS SÜRESİ AYET 46
وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذِي نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ اللّهُ شَهِيدٌ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ
Ve immâ nurîyenneke ba’dellezî naıduhum ev neteveffeyenneke fe ileynâ merciuhum summallâhu şehîdun alâ mâ yef’alûn(yef’alûne).
47
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ فَإِذَا جَاء رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُم بِالْقِسْطِ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ
Ve li kulli ummetin resûlun, feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne).
48
وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Ve yekûlûne metâ hâzâl va'du in kuntum sadıkîn(sadıkîne).
49
قُل لاَّ أَمْلِكُ لِنَفْسِي ضَرًّا وَلاَ نَفْعًا إِلاَّ مَا شَاء اللّهُ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ إِذَا جَاء أَجَلُهُمْ فَلاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ
Kul lâ emliku li nefsî darran ve lâ nef'an illâ mâ şâallâh(şâallâhu), li kulli ummetin ecel(ecelun), izâ câe eceluhum fe lâ yeste'hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).
50
قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا أَوْ نَهَارًا مَّاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ
Kul e raeytum in etâkum azâbuhu beyâten ev nehâren mâzâ yesta'cilu minhul mucrimûn(mucrimûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 46
ONLARA vaatettigimizin bazısını sana göstersek veya senin canını alsak her iki durumda da onların dönüşleri bizedir sonra ALLAH onların yapacaklarına şahittir
47
her topluluk için bir rasulleri geldigi zaman aralarında adaletle hüküm verilir onların hiçbirine zulmedilmez
48
bir de sözünüzde dogruysanız bu ( bahsettiginiz ) vaat ne zaman (gerçekleşecek) diyorlar
49
de ki ben ALLAH ın dilediginden başka kendiligimden  ne bir fayda ne de bir  zarara sahibim her topluluk için belirlenmiş  bir süre vardır onların (yok olma) zamanları geldiginde ne bir an geri kala bilirler ne de bir an öne geçe bilirler
50
 de ki söyleyin bakayım eger size onun azabı yatarken veya gündüzün gelecek olursa ne yapacaksınız günahkarlar onun neyini aceleyle istiyorlar
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

yünus süresi ayet 41
وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّي عَمَلِي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ أَنتُمْ بَرِيئُونَ مِمَّا أَعْمَلُ وَأَنَاْ بَرِيءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ
Ve in kezzebûke fe kul lî amelî ve lekum amelukum, entum berîûne mimmâ a'melu ve ene berîun mimmâ ta'melûn(ta'melûne).
42
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ أَفَأَنتَ تُسْمِعُ الصُّمَّ وَلَوْ كَانُواْ لاَ يَعْقِلُونَ
Ve minhum men yestemiûne ileyke, e fe ente tusmius summe ve lev kânû lâ ya'kilûn(ya'kilûne).
43
وَمِنهُم مَّن يَنظُرُ إِلَيْكَ أَفَأَنتَ تَهْدِي الْعُمْيَ وَلَوْ كَانُواْ لاَ يُبْصِرُونَ
Ve minhum men yanzuru ileyke, e fe ente tehdil umye ve lev kânû lâ yubsırûn(yubsırûne).
44
إِنَّ اللّهَ لاَ يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْئًا وَلَكِنَّ النَّاسَ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
İnnallâhe lâ yazlimun nâse şey'en ve lâkinnen nâse enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
45
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَأَن لَّمْ يَلْبَثُواْ إِلاَّ سَاعَةً مِّنَ النَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ قَدْ خَسِرَ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِلِقَاء اللّهِ وَمَا كَانُواْ مُهْتَدِينَ
Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
yünus süresi ayet 41
eger seniyalanlarsalar benim amelim bana sizin ameleriniz de size siz benim yapacagımdan uzaksınız ben de sizin yapacagınızdan uzagım de
42
içlerinden seni seni dinlemeye gelenler var akılları yokken sagırlara sen mi işittireceksin
43
içlerinden sana bakanlar da var görmeleri yokken körlere dogru yolu sen mi göstereceksin
44
şüphesiz ALLAH insanlara zerrece zulmetmez ancak insanlar kendilerine zulmederler
45
sanki( onlar dünyada ) sadece gündüzün az bir vaktinde kalmışlar gibi hepsini mahşerde toplayacagı gün onlar aralarında tanışacaklar ALLAH ın karşsına çıkacaklarını yalanlayanlar dogru yolu tutmamış olanlar gerçekten hüsrana ugrayacaklardır
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu



yünus süresi ayet 36
وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلاَّ ظَنًّا إَنَّ الظَّنَّ لاَ يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا إِنَّ اللّهَ عَلَيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
Ve mâ yettebiu ekseruhum illâ zannâ(zannen), innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey'â(şey'en), innallâhe alîmun bimâ yef'alûn(yef'alûne).
37
وَمَا كَانَ هَذَا الْقُرْآنُ أَن يُفْتَرَى مِن دُونِ اللّهِ وَلَكِن تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ الْكِتَابِ لاَ رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ الْعَالَمِينَ
Ve mâ kâne hâzâl kur'ânu en yufterâ min dûnillâhi ve lâkin tasdîkallezî beyne yedeyhi ve tafsîlel kitâbi lâ raybe fîhi min rabbil âlemîn(âlemîne).
38
أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ فَأْتُواْ بِسُورَةٍ مِّثْلِهِ وَادْعُواْ مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللّهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Em yekûlûnefterâhu, kul fe'tû bi sûretin mislihî ved'û menisteta'tum min dûnillâhi in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
39
بَلْ كَذَّبُواْ بِمَا لَمْ يُحِيطُواْ بِعِلْمِهِ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُ كَذَلِكَ كَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمِينَ
Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû bi ilmihî ve lemmâ ye'tihim te'vîluhu, kezâlike kezzebellezîne min kablihim fanzur keyfe kâne âkibetuz zâlimîn(zâlimîne).
40
وَمِنهُم مَّن يُؤْمِنُ بِهِ وَمِنْهُم مَّن لاَّ يُؤْمِنُ بِهِ وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِالْمُفْسِدِينَ
Ve minhum men yu'minu bihî ve minhum men lâ yu'minu bihi, ve rabbuke a'lemu bil mufsidîn(mufsidîne).
yünus süresi ayet 36
onların çogu sadece zannın ardından giderler fakat zan ise haktan hiç birşeyi ifade etmez muhakkak  ALLAH onların yaptıklarını bilip durmaktadır
37
bu kur an ALLAH IN dışında başka bir tarafından uydurulmaz ancak o kendinden öncekini destekleyip onaylayarak kitabın açıklaması olarak alemlerin rabbinden indirilmiştir bundan kesinlikle şüphe yoktur
38
yoksa onu kendisi uydurdu mu diyorlar  de ki öyleyse haydi onun benzeri bir süre getirin  ALLAH tan başka kime gücünüz yeterse çagırın  eger sözünde dogruysanız bunu yapın
39
hayır onlar ilmin kavrayamadıkları ve açıklaması kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar onlardan öncekiler de aynı şekilde yalanlamışlardı zalimlerin sonunun nasıl olduguna bir bak
40
içlerinde buna inanacak da inanmayacak da var rabbin o bozguncuları çok iyi bilmektedir
 

16 Kasım 2015 Pazartesi

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

YÜNUS SÜRESİ AYET 31
قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاء وَالأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ السَّمْعَ والأَبْصَارَ وَمَن يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَن يُدَبِّرُ الأَمْرَ فَسَيَقُولُونَ اللّهُ فَقُلْ أَفَلاَ تَتَّقُونَ
Kul men yerzukukum mines semâi vel ardı em men yemlikus sem'a vel ebsâre ve men yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve men yudebbirul emre, fe se yekûlûnallâh(yekûlûnallâhu), fe kul e fe lâ tettekûn(tettekûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 32
فَذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّ فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ الضَّلاَلُ فَأَنَّى تُصْرَفُونَ
Fe zâlikumullâhu rabbukumul hakk(hakku), fe mâzâ ba'del hakkı illâd dalâl(dalâlu), fe ennâ tusrafûn(tusrafûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 33
كَذَلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذِينَ فَسَقُواْ أَنَّهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
Kezâlike hakkat kelimetu rabbike alâllezîne fesekû ennehum lâ yu’minûn(yu’minûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 34
قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ قُلِ اللّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ
Kul hel min şurakâikum men yebdeul halka summe yuîduhu, kulillâhu yebdeul halka summe yuîduhu fe ennâ tu'fekûn(tu'fekûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 35
قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ قُلِ اللّهُ يَهْدِي لِلْحَقِّ أَفَمَن يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لاَّ يَهِدِّيَ إِلاَّ أَن يُهْدَى فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Kul hel min şurakâikum men yehdî ilâl hakk, kulillâhu yehdî lil hakk(hakkı), e fe men yehdî ilâl hakkı ehakku en yuttebea em men lâ yehiddî illâ en yuhdâ, fe mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 31
DE ki size gökyüzünden ve yer yüzünden kim rızık veriyor peki kulaklara gözlere sahip olan kimdir ölüden diriyi çıkaran diriden ölüyü çıkaran kimdir bu işleri yöneten kimdir (bütün bunları yapan elbette ) ALLAH tır diyecekler de ki o halde sakınmaz mısınız
32
işte bu özelikleri olan ALLAH sizin gerçek rabbinizdir hakkın dışında sapıklıktan başka ne var nasıl da çevriliyorsunuz
33
hak yoldan tamamen çıkanlara rabbinin hükmü şöyle gerçekleşir artık onlar iman etmezler
34
de ki sizin ortaklarınızdan  yaratmayı ilkin yapacak sonra onu tekrar edecek olan var mı de ki ALLAH yaratmayı ilkin yapar sonra onu tekirar eder  artık nasıl saptırılırsınız
35
de ki sizin ortaklarınızdan dogruya ulaştıran var mı de ki ALLAH dogruya ulaştırır o halde dogruya ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır  yoksa dogruya ulaştırılmadıkca kendisi ulaşmayan mı ne oluyor size nasıl hüküm veriyorsunuz
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

YÜNUS SÜRESİ AYET 26
لِّلَّذِينَ أَحْسَنُواْ الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ وَلاَ يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلاَ ذِلَّةٌ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdetun, ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilletun, ulâike ashâbul cenneti, hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 27
 
وَالَّذِينَ كَسَبُواْ السَّيِّئَاتِ جَزَاء سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ مَّا لَهُم مِّنَ اللّهِ مِنْ عَاصِمٍ كَأَنَّمَا أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ اللَّيْلِ مُظْلِمًا أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Vellezîne kesebûs seyyiâti cezâu seyyietin bi mislihâ ve terhekuhum zilletun, mâ lehum minallâhi min âsimin, ke ennemâ ugsîyet vucûhuhum kıtaan minel leyli muzlimâ(muzlimen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
YÜNUS SÜRESİAYET 28
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُواْ مَكَانَكُمْ أَنتُمْ وَشُرَكَآؤُكُمْ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمْ إِيَّانَا تَعْبُدُونَ
Ve yevme nahşuruhum cemîan summe nekûlu lillezîne eşrakû mekânekum entum ve şurakâukum, fe zeyyelnâ beynehum, ve kâle şurakâuhum mâ kuntum iyyânâ ta'budûn(ta'budûne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 29
فَكَفَى بِاللّهِ شَهِيدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ إِن كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِلِينَ
Fe kefâ billâhi şehîden beynenâ ve beynekum in kunnâ an ibâdetikum le gâfilîn(gâfilîne).
YÜNUS SÜRESİ AYET 30
هُنَالِكَ تَبْلُو كُلُّ نَفْسٍ مَّا أَسْلَفَتْ وَرُدُّواْ إِلَى اللّهِ مَوْلاَهُمُ الْحَقِّ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَفْتَرُونَ
Hunâlike teblû kullu nefsin mâ eslefet ve ruddû ilâllâhi mevlâhumul hakkı ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne
YÜNUS SÜRESİ AYET 26
güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır onların yüzlerine ne bir kararlık ne de aşagılanma bulaşır onlar cennetliktirler onlar hep orada kalacaklardır
27
kötülüklere kazananlara ise yaptıkları kötülügün  cezası misli kendisi kadardır onları aşagılanma kaplar onları ALLAH ın azabından kurtaracak kimse de yoktur onların yüzleri sanki gece parçalarından  kapkaranlık bir şekilde kaplanmıştır  onlar cehennemliktirler onlar hep orada kalacaklardır
28-29
o gün onların hepsini bir araya toplayacagız sonra  ALLAH a ortak koşanlara  siz ve ortak koştuklarınız  yerlerinize diyecek olanların aralarını ayıracagız o ortak koştuklşarı siz bize tapmıyordunuz sizinle bizim aramızda şahit olarak  ALLAH yeter sizin bize yaptıgınız ibadetten  bizim asla haberimiz yoktur derler
30
işte burada her nefis geçmişte yaptıgını deneyecek hepsi gerçek sahipleri olan  ALLAH a döndürülecekdir  uydurdukları şeyler kendilerinden uzaklaşıp gideceklerdir
 
 
 
 

2 Kasım 2015 Pazartesi

besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

yünus süresi ayet 21
وَقَالَ الَّذِي اشْتَرَاهُ مِن مِّصْرَ لاِمْرَأَتِهِ أَكْرِمِي مَثْوَاهُ عَسَى أَن يَنفَعَنَا أَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَكَذَلِكَ مَكَّنِّا لِيُوسُفَ فِي الأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُ مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ وَاللّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ
Ve kâlellezîşterâhu min mısra limraetihî ekrimî mesvâhu asâ en yenfeanâ ev nettehizehu veledâ(veleden), ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ardı ve li nuallimehu min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun(ya’lemune).
yünus süresi ayet 22
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Ve lemmâ belega eşuddehû âteynâhu hukmen ve ilmâ(ilmen), ve kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne)."
yünus süresi ayet 23
وَرَاوَدَتْهُ الَّتِي هُوَ فِي بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِ وَغَلَّقَتِ الأَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ اللّهِ إِنَّهُ رَبِّي أَحْسَنَ مَثْوَايَ إِنَّهُ لاَ يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ
Ve râvedethulletî huve fî beytihâ an nefsihî ve gallekatil ebvâbe ve kâlet heyte leke, kâle maâzallâhi innehu rabbî ahsene mesvây(mesvâye), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).
yünus süresi ayet 24
وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلا أَن رَّأَى بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاء إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ
Ve lekad hemmet bihî ve hemme bihâ, lev lâ en raâ burhâne rabbihi, kezâlike li nasrife anhus sûe vel fahşâe, innehu min ibâdinâl muhlesîn(muhlesîne).
yünus süresi ayet 25
وَاسُتَبَقَا الْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَى الْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَاء مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوَءًا إِلاَّ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Vestebekâl bâbe ve kaddet kamîsahu min duburin ve elfeyâ seyyidehâ ledâl bâb(bâbi), kâlet mâ cezâu men erâde bi ehlike sûen illâ en yuscene ev azâbun elîm(elîmun).
yünus süresi ayet 21
insanlara kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırdıgımız zaman mucizelerimiz hakkında derhal kötühileleri vardır  de ki ALLAH ın hileye karşılık vermesi daha hızlıdır şüphesiz elçilerimiz yaptıgınız hileleri kaydetmektedirler
yünus süresi ayet 22
o sizin denizde ve karada hatta içinde bulundugunuz gemilerde gezdirendir gemiler içindekileri hoş bir rüzgarla götürür gezdirir onlarda bununla sevinirler  tam o sırada ona  şiddetli bir fırtına gelir çatar onlara her tarafdan dalga gelir tamamen kuşatıldıklarını işlerinin bittigini zannederler işte o zaman dini ALLAH a özgü kılarak ona yalvarıp yakarırlar söz olsun eger bizi burdan çıkarırsan kesinlikle sana şükreden kullardan olacagız
yünus süresi ayet 23
onlar kurtarıldıgında yeryüzünde haksızlıkla azgınlıga başlarlar ey insanlar sizin  azgınlıgınız sadece sizdedir bu degersiz dünya hayatının zevkini biraz  sürersiniz sonra döner bize gelirsiniz biz size bütün yaptıklarınızı haber veririz
yünus süresi ayet 24
o degersiz dünya hayatının hali sırf bizim kendisini gökyüzünden indirdigimiz bir suya benzer derken onunla insanların ve hayvanların yrdigi yeryüzünün bitgileri birbirine karışır sonunda yeryüzü bütün ziyniyetini takınıp süslendigi sahiplerinin kendilerinin ona egemen olduklarını zannetdikleri sırada geceleyin veya gündüzleyin ona bizim emrimiz geliverir bir anda onu öyle bir biçeriz ki orası sanki dün hiç şenlik yokmuş gibi olur işte düşünecek bir topluluk için ayetleri böylece açıklamaktayız
yünus süresi ayet 25
ALLAH selam barış yurduna çagırmaktadır o diledigini dogru yola ulaştırır
besmele görselleri ile ilgili görsel sonucu

yünus süresi ayet 16
وَجَاؤُواْ أَبَاهُمْ عِشَاء يَبْكُونَ
Ve câû ebâhum işâen yebkûn(yebkûne).
 
yünus süresi ayet 17
قَالُواْ يَا أَبَانَا إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَاعِنَا فَأَكَلَهُ الذِّئْبُ وَمَا أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لِّنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقِينَ
Kâlû yâ ebânâ innâ zehebnâ nestebiku ve tereknâ yûsufe inde metâınâ fe ekelehuz zi’bu, ve mâ ente bi mu’minin lenâ ve lev kunnâ sâdikîn(sâdikîne).
yünus süresi ayet 18
وَجَآؤُوا عَلَى قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَاللّهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ
Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tasıfûn(tasıfûne).
yünus süresi ayet 19
وَجَاءتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُواْ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَى دَلْوَهُ قَالَ يَا بُشْرَى هَذَا غُلاَمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
Ve câet seyyâratun fe erselû vâridehum fe adlâ delvehu, kâle yâ buşrâ hâzâ gulâm(gulâmun), ve eserrûhu bidâaten, vallâhu alîmun bi mâ ya’melûn(ya’melûne).
yünus süresi ayet 20
وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍ بَخْسٍ دَرَاهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُواْ فِيهِ مِنَ الزَّاهِدِينَ
Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdetin, ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).
yünus süresi ayet 16
de ki ALLAH dileseydi  ben size onu okumazdım böylece size onu bildirmezdi ben sizin içinizde bundan önce bir ömür durdum artık bir kez olsun aklınıza başvurmaz mısınız
yünus süresi ayet 17
artık ALLAH a yalan isnad edenden veya onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir şüphe yok ki günahkarlar kurtuluşa ermezler
yünus süresi ayet 18
ALLAH ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de yarar vere bilecek şeyler tapıyorlar bunlar ALLAH katında bizim şefaatçilerimizdir diyorlar  de ki ALLAH göklerde ve yerde bilmedigi bir şeyi mi haber veriyorsunuz o onların yakıştırdıkları ortaklardan uzak yüksek çok yüksek
yünus süresi ayet 19
insanlar tek bir  milletti sonra görüş ayrılıgına düştüler rabbinin daha önceden geçmiş bir kararı olmasaydı aralarında görüş ayrılıgına düştükleri konularda hüküm verilirdi
yünus süresi ayet 20
bir de RABBİNDEN  ona bambaşka bir mucize indirilirse ya diyorlar de ki bilinmeyen görünmeyen alem ancak ALLAH a aittir bekleyin ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim