3 Eylül 2015 Perşembe

Her sûrenin başında Besmele olduğu hâlde, neden Tevbe Sûresi’nin ba-şında yoktur

Evet, bu sûre, Kur’ân’da başında “Besmele” zikredilmeyen tek sûresidir. Bunun hikmetiyle ilgili değişik açıklamalar yapılmıştır. Bunların başında, Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) bu sûrenin başında Besmele’yi yazdırmamış olması gelmektedir. Bu yüzden ashabı da sûrenin başına “Besmele” yazmamış ve kendilerinden sonra gelen tâbiin de, bu konuda onları takip etmiştir.
Bu sûre, hicri 9. yılda Medine’de nâzil olmuş ve 129 âyettir. Tevbe ismi, sûrenin ihtiva ettiği konuların birinden gelmektedir. Sûrenin meşhur olan ikinci ismi Berâe ise, sûrenin ilk kelimesidir. “İlişiği kesmek, ihtar, ültimatom” anlamlarına gelir. Tevbe Sûresi konu itibariyle, bir önceki Enfâl Sûresi’nin devamı gibidir. Müslümanların, bu sûrenin başına Besmele’nin yazılamayacağında ittifak etmeleri, Kur’ân metninin en ufak bir değişikliğe mâruz kalmadığının delillerinden biridir.
Tevbe Sûresi, Müslümanlar arasında bulunup “beşinci kol” faaliyeti şeklinde çalışan ve müşriklerden bile daha tehlikeli olan münafıklardan, onların İslâm birliğini parçalamak için Mescid-i Dırar’ı kurmalarından bahseder.
“Besmele”, bir eman ve rahmet anlamı taşımaktadır. Bu sûrede ise münafıklara bir ültimatom ve ihtar vardır. Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini ve merhametini içinde bulunduran “Besmele”nin bu sûrenin başına konmamış olması, en uygun olanıdır.
 
 
ENFAL SÜRESİNDEN SONBULMUŞTUR ŞİMDİ TEVBE SÜRESİ 9  MEDİNEDE İNMİŞTİR 129 AYET TİR
TEVBE SÜRESİ AYET 1
 
 
بَرَاءةٌ مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى الَّذِينَ عَاهَدتُّم مِّنَ الْمُشْرِكِينَ
Berâetun minallâhi ve resûlihî ilâllezîne âhedtum minel muşrikîn (muşrikîne).
2
فَسِيحُواْ فِي الأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَاعْلَمُواْ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّهِ وَأَنَّ اللّهَ مُخْزِي الْكَافِرِينَ
Fesîhû fil ardı erbeate eşhurin va'lemû ennekum gayru mu'cizîllâhi ve ennallâhe muhzîl kâfirîn(kâfirîne).
3
وَأَذَانٌ مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الأَكْبَرِ أَنَّ اللّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّهِ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Ve ezanun minallâhi ve resûlihî ilân nâsi yevmel haccıl ekberi ennallâhe berîun minel muşrikîne ve resûluhu, fe in tubtum fe huve hayrun lekum, ve in tevelleytum fa'lemû ennekum gayru mu'cizîllâh (mu'cizîllâhi), ve beşşirillezîne keferû bi azâbin elîm(elîmin).
4
إِلاَّ الَّذِينَ عَاهَدتُّم مِّنَ الْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْئًا وَلَمْ يُظَاهِرُواْ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّواْ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَى مُدَّتِهِمْ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
İllâllezîne âhedtum minel muşrikîne summe lem yankusûkum şey'en ve lem yuzâhirû aleykum ehaden fe etimmû ileyhim ahdehum ilâ muddetihim, innallâhe yuhıbbul muttekîn (muttekîne).
5
فَإِذَا انسَلَخَ الأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُواْ الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُواْ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَآتَوُاْ الزَّكَاةَ فَخَلُّواْ سَبِيلَهُمْ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Fe izânselehal eşhurul hurumu faktulûl muşrikîne haysu vecedtumûhum ve huzûhum vahsurûhum vak'udû lehum kulle marsad (marsadin), fe in tâbû ve ekâmûs salâte ve âtûz zekâte fe hallû sebîlehum, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
1
( BU SÜRE) ALLAH ve rasulünden müşriklerden anlaşma yaptıklarınıza bir uyarıdır
2
bundan böyle yer yüzünde dört ay istediginiz gibi gezip dolaşın şunu kesinlikle bilin ki siz ALLAH ı aciz bırakacak degilsiniz ALLAH kafirleri rezil rüsva edecektir
3
( bu aynı zamanda ) büyük hac gününde ALLAH ve rasulü müşriklerden uzaktır eger tövbe ederseniz bu hakınızda daha hayırlıdır yok eger bu uyarıyı dikkate almayıp yüz çevirirseniz bilin ki siz ALLAH ı aciz bırakacak degilsiniz ALLAH ı peygamberi tanımayanlara  acı veren azabı müjdele
4
ancak anlaşma yaptıgınız müşriklerden sonra size anlaşmalarından hiç bir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinizde hiç kimseye yardımda bulunmamış olanlar bu hükmün dışındadır bunların anlaşmalarını süreleri bitinceye kadar tamamlayın şüphesiz ALLAH muttakileri sever
5
(içinde savaşılması ) haram olan aylar çıktı mı müşrikleri nerede bulursanız öldürün yakalayın hapsedin onların bütün geçitlerini tutun eger tövbe ederler namaz kılıp zekat verirlerse yollarını serbest bırakın çünkü ALLAH çok bagışlayan çok acıyandır
 
[​IMG]


ENFAL SÜRESİ AYET71
وَإِن يُرِيدُواْ خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُواْ اللّهَ مِن قَبْلُ فَأَمْكَنَ مِنْهُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Ve in yurîdû hıyâneteke fe kad hânullâhe min kablu fe emkene minhum, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
72
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَاهَدُواْ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالَّذِينَ آوَواْ وَّنَصَرُواْ أُوْلَئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يُهَاجِرُواْ مَا لَكُم مِّن وَلاَيَتِهِم مِّن شَيْءٍ حَتَّى يُهَاجِرُواْ وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلاَّ عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
İnnellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nasarû ulâike ba'duhum evliyâu ba'dın, vellezîne âmenû ve lem yuhâcirû mâ lekum min velâyetihim min şey'in hattâ yuhâcirû, ve inistensarûkum fîd dîni fe aleykumun nasru illâ alâ kavmin beynekum ve beynehum mîsâk(mîsâkun), vallâhu bimâ ta'melûne basîr(basîrun).
73
وَالَّذينَ كَفَرُواْ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ إِلاَّ تَفْعَلُوهُ تَكُن فِتْنَةٌ فِي الأَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ
Vellezîne keferû ba'duhum evliyâu ba'dın, illâ tef'alûhu tekun fitnetun fîl ardı ve fesâdun kebîr (kebîrun).
74
وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَاهَدُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالَّذِينَ آوَواْ وَّنَصَرُواْ أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Vellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nasarû ulâike humul mu'minûne hakkâ(hakkân), lehum magfiratun ve rızkun kerîm(kerîmun).
75
وَالَّذِينَ آمَنُواْ مِن بَعْدُ وَهَاجَرُواْ وَجَاهَدُواْ مَعَكُمْ فَأُوْلَئِكَ مِنكُمْ وَأُوْلُواْ الأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Vellezîne âmenû min ba'du ve hâcerû ve câhedû meakum fe ulâike minkum, ve ûlûl erhâmi ba'duhum evlâ biba'dın fî kitâbillâh(kitâbillâhi), innallâhe bi kulli şey'in alîm(alîmun).
71
EGER onlar sana ihanet etmek isterlerse unutmasınlar ki bundan önce ALLAH a da ihanet ettiler o da onların helak edilmelerine imkan verdi ALLAH  bilendir işi saglam yapan ve yaptıgında bir hikmet bulunandır
72
şüphesiz iman edenler hiciret edenler ALLAH yolunda mallaruyla ve canlarıyla cihad edenler (kendilerine sıgınanları ) barındıranlar onların yardımına koşanlar var ya işte bunlar birbirlerinin dostları ve koruyucularıdır iman edip hicret
etmeyenler gelince hiciret edinceye kadar sizin için onlara dosluk ve koruyuculuk adına hiçbir şey yoktur bununla birlikte eger dinde sizin yardımınızı isterlerse sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir topluluk dışında sizin onlara yardım etmeniz gerekir ALLAH yaptıklarınızı görür
73
kafirler de birbirlerinin dosları ve koruyucularıdırlar
böyle yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk olur
74
iman edenler hiciret edenler ALLAH yolunda cihatedenler( kendilerine sıgınanları ) barındıranlar onların yardımına koşanlar var ya işte onlar gerçekten müminlerdir onlar için bir bagışlanma ve bol rızık vardır
75
sonrada iman edip hiciret eden sizinle birlikte cihad edenler var ya işte onlar da sizden dir aralarında akrabalık bagı olanlar ALLAH ın kitabında ( miraskonusunda ) birbirlerine daha yakındır şüphesiz ALLAH her şeyi bilendir  
 
[​IMG]


ENFAL SÜRESİ AYET66
الآنَ خَفَّفَ اللّهُ عَنكُمْ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمْ ضَعْفًا فَإِن يَكُن مِّنكُم مِّئَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُواْ مِئَتَيْنِ وَإِن يَكُن مِّنكُمْ أَلْفٌ يَغْلِبُواْ أَلْفَيْنِ بِإِذْنِ اللّهِ وَاللّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ
El'âne haffefallâhu ankum ve alime enne fîkum da'fâ(da'fen), fe in yekun minkum mietun sâbiratun yaglibû mieteyn(mieteyni), ve in yekun minkum elfun yaglibû elfeyni bi iznillâh(iznillâhi), vallâhu meas sâbirîn(sâbirîne).
67
مَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَكُونَ لَهُ أَسْرَى حَتَّى يُثْخِنَ فِي الأَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللّهُ يُرِيدُ الآخِرَةَ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Mâ kâne li nebiyyin en yekûne lehû esrâ hattâ yushıne fîl ard(ardı), turîdûne aradad dunyâ, vallâhu yurîdul âhirah(âhirate), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
68
لَّوْلاَ كِتَابٌ مِّنَ اللّهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فِيمَا أَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Lev lâ kitâbun minallâhi sebeka le messekum fîmâ ehaztum azâbun azîm(azîmun).
69
فَكُلُواْ مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Fe kulû mimmâ ganimtum halâlen tayyiben vettekullâh(vettekullâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
70
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّمَن فِي أَيْدِيكُم مِّنَ الأَسْرَى إِن يَعْلَمِ اللّهُ فِي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِّمَّا أُخِذَ مِنكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Yâ eyyuhân nebiyyu kul li men fî eydîkum minel esrâ in ya'lemillâhu fî kulûbikum hayran yu'tikum hayran mimmâ uhıze minkum ve yagfir lekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
66
ŞİMDİ ALLAH sizden yükü hafifletti sizde bir zayıflık oldugunu bildi şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler eger sizden bin kişi olursa ALLAH ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler ALLAH sabredenlerle beraberdir
67
hiçbir peygamberin yeryüzünde küfrü perişan etmedikce esir almasın dogru degildir siz dünyanın gelip geçiciolan şeylerini istiyorsunuz ALLAH ise ahireti kazanmanızı istiyor ALLAH güçlüdür işi saglam yapan ve yaptıgında bir hikmet bulunandır
68
eger ALLAH tan bir karargeçmemiş olsaydı fidyeden dolayı size mutlak büyük bir azap dokunurdu
69
artık elde ettiginiz ganimetten helal ve hoş olarak yiyin ALLAH  a( karşı gelmekten) korunun çünkü ALLAH çok bagışlayan çok acıyandır
70
EY peygamber  elinizdeki esirlere şöyle de eger ALLAH sizin kalplerinizde bir hayır oldugunu  bilirse size sizden alınandan daha hayırlısı verir günahlarınızı bagışlar ALLAH bagışlayan acıyandır

2 Eylül 2015 Çarşamba

[​IMG]

ENFAL SÜREİ AYET61
وَإِن جَنَحُواْ لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Ve in cenehû lis selmi fecnah lehâ ve tevekkel alâllâh (alâllâhi), innehu huves semîul alîm(alîmu
62
وَإِن يُرِيدُواْ أَن يَخْدَعُوكَ فَإِنَّ حَسْبَكَ اللّهُ هُوَ الَّذِيَ أَيَّدَكَ بِنَصْرِهِ وَبِالْمُؤْمِنِينَ
Ve in yurîdû en yahdeûke fe inne hasbekallâh(hasbekallâhu), huvellezî eyyedeke bi nasrihî ve bil mu'minîn(mu'minîne).
63
وَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ أَنفَقْتَ مَا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً مَّا أَلَّفَتْ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَكِنَّ اللّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ إِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Ve ellefe beyne kulûbihim, lev enfakte mâ fîl ardı cemîan mâ ellefte beyne kulûbihim ve lâkinnallâhe ellefe beynehum, innehu azîzun hakîm(hakîmun).
64
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللّهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Yâ eyyuhân nebiyyu hasbukallâhu ve menittebeake minel mu'minîn(mu'minîne).
65
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى الْقِتَالِ إِن يَكُن مِّنكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُواْ مِئَتَيْنِ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّئَةٌ يَغْلِبُواْ أَلْفًا مِّنَ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَّ يَفْقَهُونَ
Yâ eyyuhân nebiyyu harridıl mu'minîne alâl kıtâl(kıtâli), in yekun minkum işrûne sâbirûne yaglibû mieteyn(mieteyni), ve in yekûn minkum mietun yaglibû elfen minellezîne keferû bi ennehum kavmun lâ yefkahûn (yefkahûne).
61
EGER onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ALLAH a tevekkül et çünkü işiten bilen ancak odur
62
EGER sana hile yapmak isterlerse şüphesiz sana yetişecek olan ALLAH tır o yardımıyla seni ve müminleri destekleyendir
63
o kalplerin arasını birleştirdi sen yeryüzünde her ne varsa hepsini harcamış olsaydın yine de onların kalplerini birleştiremezdin ancak onların aralarını ALLAH birleştirdi çünkü o çok güçlüdür işi saglam yapan ve yaptıgında bir hikmet bulunandır
64
EY peygamber ALLAH ve müminlerden sana uyanlar sana yeter
65
EY peygamber müminlerin cihada teşvik et eger sizden sabredecek yirmi kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler eger sizden yüz kişi olursa inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler çünkü onlar hakkı ve sonucu iyi kavramayan anlayışsız bir topluluktur
[​IMG]


ENFAL SÜRESİ AYET 51
ذَلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ اللّهَ لَيْسَ بِظَلاَّمٍ لِّلْعَبِيدِ
Zâlike bimâ kaddemet eydîkum ve ennallâhe leyse bi zallâmin lil abîd(abîdi).
52
كَدَأْبِ آلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَفَرُواْ بِآيَاتِ اللّهِ فَأَخَذَهُمُ اللّهُ بِذُنُوبِهِمْ إِنَّ اللّهَ قَوِيٌّ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Ke de'bi âli fir'avne vellezîne min kablihim, keferû bi âyâtillâhi fe ehazehumullâhu bi zunûbihim, innallâhe kaviyyun şedîdul ıkâb(ıkâbi).
53
ذَلِكَ بِأَنَّ اللّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَى قَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمْ وَأَنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Zâlike biennallâhe lem yeku mugayyiren ni'meten en'amehâ alâ kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim ve ennallâhe semîun alîm(alîmun).
54
كَدَأْبِ آلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَّبُواْ بآيَاتِ رَبِّهِمْ فَأَهْلَكْنَاهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَونَ وَكُلٌّ كَانُواْ ظَالِمِينَ
Ke de'bi âli fir'avne vellezîne min kablihim, kezzebû biâyâti rabbihim, fe ehleknâhum bi zunûbihim ve agraknâ âle fîr'avn(fîr'avne), ve kullun kânû zâlimîn(zâlimîne).
55
إِنَّ شَرَّ الدَّوَابِّ عِندَ اللّهِ الَّذِينَ كَفَرُواْ فَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
İnne şerred devâbbi indallâhillezîne keferû fe hum lâ yu'minûn(yu'minûne).
56
الَّذِينَ عَاهَدتَّ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهْدَهُمْ فِي كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لاَ يَتَّقُونَ
Ellezîne âhedte minhum summe yenkudûne ahdehum fî kulli merratin ve hum lâ yettekûn (yettekûne).
57
فَإِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِي الْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِم مَّنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
Fe immâ teskafennehum fîl harbi fe şerrid bihim men halfehum leallehum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
58
وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوْمٍ خِيَانَةً فَانبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَى سَوَاء إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الخَائِنِينَ
Ve immâ tehâfenne min kavmin hiyâneten fenbiz ileyhim alâ sevâin, innallâhe lâ yuhıbbul hâinîn(hâinîne).
59
وَلاَ يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ سَبَقُواْ إِنَّهُمْ لاَ يُعْجِزُونَ
Ve lâ yahsebennellezîne keferû sebekû, innehum lâ yu'cizûn(yu'cizûne).
60
 

وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ وَمِن رِّبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدْوَّ اللّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِن دُونِهِمْ لاَ تَعْلَمُونَهُمُ اللّهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لاَ تُظْلَمُونَ
Ve eıddû lehum mâsteta'tum min kuvvetin ve min rıbâtil hayli turhibûne bihî aduvvallâhi ve aduvvekum ve âharîne min dûnihim, lâ ta'lemûnehum, allâhu ya'lemuhum, ve mâ tunfikû min şey'in fî sebîlillâhi yuveffe ileykum ve entum lâ tuzlemûn(tuzlemûne).
 51
BU sizin ellerinizin sundugundan dolayıdır ALLAH kullarına zalim degildir
52
(onların gidişi ) firavun ailesinin onlardan öncekilerin gidişi gibidir onlar ALLAH ın ayetlerini tanımadılar ALLAH da onların işledikleri günahlardan dolayı tuttu cezalandırıverdileri çünkü ALLAH çok kuvvetlidir cezalandırması çok sert olandır
53
BU ALLAH ın bir topluma verdigi nimeti onlar içlerindeki sebebi degiştirinceye kadar degiştirmemesi sebebiyledir  ALLAH işitendir bilendir
54
(onların gidişi ) firavun  ailesinin onlardan öncekilerin gidişi gibidir
onlar rablerinin ayetlerini yalanladılar biz de kendilerini günahlarıyla helak ettik firavun ailesini bogduk onların hepsi zalimdiler
55
ALLAH katında bütün yaratılmışların en kötüsü inkar edenlerdir onlar imana gelmezler
56
sen onlarla anlaşma yaparsın sonra onlar her defasında anlaşmalarını bozarlar onlar hiç çekinmezler
57
onun için onların ne zaman savaşta yakalarsan kendileriyle arkalarındaki ürküt belki ibret alırlar
58
herhangi bir toplulugun (yapılan anlaşmaya )ihanet etmesinden endişe edersen anlaşmalarını bozdugunu dogrudan kendilerine bildir çünkü ALLAH hainleri sevmez
59
inkar edenler önce geçtiklerini zannetmesinler şüphesiz onlar aciz bırakamazlar
60
siz de onlara karşı gücünüzü yettigi her türlü kuvvet ve cihad için beslenenatlarla hazırlık yapın bununla hem ALLAH ın düşmanını hem kendi düşmanınızı hem de onların dışındaki diger düşmanları korkutursunuz siz onları bilmezsiniz onları ALLAH bilir ALLAH  yolunda her ne harcarsanız onun ecri size eksiksiz ödenir hiç de ziyan etmezsiniz
 
[​IMG]


ENFAL SÜRESİ AYET 46
وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).
47
وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ خَرَجُواْ مِن دِيَارِهِم بَطَرًا وَرِئَاء النَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللّهِ وَاللّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ
Ve lâ tekûnû kellezîne haracû min diyârihim bataran ve riâen nâsi ve yasuddûne an sebîlillâh (sebîlillâhi), vallâhu bimâ ya'melûne muhît(muhîtun).
48
وَإِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ وَقَالَ لاَ غَالِبَ لَكُمُ الْيَوْمَ مِنَ النَّاسِ وَإِنِّي جَارٌ لَّكُمْ فَلَمَّا تَرَاءتِ الْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَى عَقِبَيْهِ وَقَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكُمْ إِنِّي أَرَى مَا لاَ تَرَوْنَ إِنِّيَ أَخَافُ اللّهَ وَاللّهُ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Ve iz zeyyene lehumuş şeytânu a'mâlehum ve kâle lâ gâlibe lekumul yevme minen nâsi ve innî cârun lekum, fe lemmâ terâetil fietâni nekesa alâ akibeyhi ve kâle innî berîun minkum innî erâ mâ lâ terevne innî ehâfullâh (ehâfullâhe), vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).
49
إِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَؤُلاء دِينُهُمْ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ فَإِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
İz yekûlul munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun garra hâulâi dînuhum, ve men yetevekkel alâllâhi fe innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
50
وَلَوْ تَرَى إِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُواْ الْمَلآئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ وَذُوقُواْ عَذَابَ الْحَرِيقِ
Ve lev terâ iz yeteveffellezîne keferûl melâiketu yadrıbûne vucûhehum ve edbârahum, ve zûkû azâbel harîk(harîkı).
46
ALLAH a ve rasülüne itaatten ayrılmayın birbirinizle çekişmeyin sonra içinizde korku düşer gücünüz kuvvetinizkaybolup gider sabırlı olun çünkü ALLAH  sabredenlerle beraberdir
47
yurtlarından çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ALLAH yoluna (girmeyi) engelleyenler gibi olmayın ALLAH onların bütün yaptıklarını bir çember içine almıştır
48
BİR zamanlar şeytan onlara davranışlarını süslemiş insanlardan hiç kimse bugün size galip gelemez ben de sizin destekcinizim demişti fakat iki gurup karşı karşıya görününce arkasını dönüp ben sizden  uzagım ben sizin göremeyeceginiz şeyler görüyorumben elbette ALLAH tan korkarım  dedi ALLAH ın cezalandırması çok şiddetlidir
49
o vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar şöyle diyorlardı onları dinleri aldattı oysa kim ALLAH a tevekkül ederse bilsin ki ALLAH çok güçlüdür işi saglam yapan ve yaptıgından bir hikmet bulunandır
50
meleklerin kafirlerin canlarını alırken yüzlerine ve sırtlarına vura vura haydi tadın bakalım cehennem azabını dedikleri zaman onları görseydin

1 Eylül 2015 Salı


[​IMG]

ENFAL SÜRESİ AYET 41

وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَيْءٍ فَأَنَّ لِلّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ إِن كُنتُمْ آمَنتُمْ بِاللّهِ وَمَا أَنزَلْنَا عَلَى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Va'lemû ennemâ ganimtum min şey'in fe enne lillâhi humusehu ve lir resûli ve li zîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli in kuntum âmentum billâhi ve mâ enzelnâ alâ abdinâ yevmel furkâni yevmettekal cem'âni, vallâhu alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
 
42
إِذْ أَنتُم بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُم بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوَى وَالرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَلَوْ تَوَاعَدتَّمْ لاَخْتَلَفْتُمْ فِي الْمِيعَادِ وَلَكِن لِّيَقْضِيَ اللّهُ أَمْراً كَانَ مَفْعُولاً لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَى مَنْ حَيَّ عَن بَيِّنَةٍ وَإِنَّ اللّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ
İz entum bil udvetid dunyâ ve hum bil udvetil kusvâ ver rekbu esfele minkum, ve lev tevâadtum lehteleftum fîl mîâdi ve lâkin li yakdiyallâhu emren kâne mef'ûlen li yehlike men heleke an beyyinetin ve yahyâ men hayye an beyyineh (beyyinetin), ve innallâhe le semîun alîm(alîmun).
43
إِذْ يُرِيكَهُمُ اللّهُ فِي مَنَامِكَ قَلِيلاً وَلَوْ أَرَاكَهُمْ كَثِيرًا لَّفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الأَمْرِ وَلَكِنَّ اللّهَ سَلَّمَ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
İz yurîkehumullâhu fî menâmike kalîlen, ve lev erâkehum kesîran le feşiltum ve le tenâza'tum fîl emri ve lâkinnallâhe sellem(selleme), innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
44
وَإِذْ يُرِيكُمُوهُمْ إِذِ الْتَقَيْتُمْ فِي أَعْيُنِكُمْ قَلِيلاً وَيُقَلِّلُكُمْ فِي أَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِيَ اللّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولاً وَإِلَى اللّهِ تُرْجَعُ الأمُورُ
Ve iz yurîkumûhum iziltekaytum fî a'yunikum kalîlen ve yukallilukum fî a'yunihim li yakdıyallâhu emren kâne mef'ûlâ(mef'ûlen), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).
45
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُواْ وَاذْكُرُواْ اللّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلَحُونَ
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtum fieten fesbutû vezkurullâhe kesîran leallekum tuflihûn(tuflihûne).
41
BİLİNİZ ki ganimet olarak aldıgınız her hangi bir şeyin beşte biri ALLAH a peygambere ona yakınlık olanlara yetimlere yoksullara ve yolda kalmışlaradır eger siz ALLAH a iman etmiş hakla batılın birbirinden ayrıldıgı gün o iki grubun çarpıştıgı gün kulumuza indirdiklerimize iman etmişseniz bunu böyle bilin ALLAH ın herşeye gücü yeter
42
o zaman siz vadinin beri yamacında onlar ise öte yamacındaydılar süvarileri de tam sizden aşagıdaydı o kadar ki onlara sözleşmiş olsaydınız zamanı belirlemeden görüş ayrılıgına düşerdiniz ancak ALLAH önceden belirlenmiş bir emir yerine getirmek için o böyle yapılmıştır ölecek olan delil üzere ölsün yaşayacak olan da delil üzere yaşasın elbette ALLAH çok iyi bilendir
43
o vakit ALLAH rünyada sana olanları az gösteriyordur eger sana onlar çok gösterseydi korkacaktınız ( savaşın) yönetimi  konusunda tartışmaya düşecektiniz ancak ALLAH sizi böyle bir durumdan kurtardı çünkü o gögüslerde olanları bilir
 
44
( düşmanlarınızla) karşılaştıgınız zaman onlar sizin gözlerinizde az gösteriyor sizi de onların gözlerinde azaltıyordu çünkü ALLAH önceden belirlenmiş olan emri yerine getirecekti bütün işler ALLAH a döndürülecek
45
ey iman edenler bir düşman topluluguyla karşılaştıgınız zaman kararlı olunuz ALLAH çokça hatırlayın ki kurtuluşa erebilesiniz